Çocukların dünyasının yazmak yazım dünyasının belki de en zoru. Bütün türler için yazdığınız konu ve karakterlerin dünyasına sızmaya çalışırsınız. Çocuğun dünyasına öyle sızmadan daha fazlasına ihtiyacınız var demektir. Melih Tuğtağ’dan bunu anladık. Çünkü o çocukların dünyasında yaşıyor. Bir tahtaya baktığımızda tahtadaki 8 rakamını çocuk nasıl, ne olarak görüyor, senin dur dinle dediğin yer de o acaba kendi dünyasında kimlerle konuşuyor, sen nasihatler ederken o pervaneli bir ayakabının içinde hangi bulutun üzerinde dolaşıyor :). Çocuk hayal ediyor, oldukça da ciddi büyükler aklı bir karış havada diyor. Ne bir karışı karışlarca havada! Çocuklara hayatı bir de onların gözleriyle görebilmemiz için müsade edelim mi, ne dersiniz? Çünkü biz fazlasıyla kastık ve fazlasıyla yorduk; onları dinlediğimizde, onları ‘adam etmeyi’ bırakıp onlarla ‘adam olmayı’ denediğimizde belki de herşey daha başka olacak. Denemeye değmez mi?
Edebiyatınızda neyi, nasıl anlatıyorsunuz?
Anlatım açısından genelde teknik olarak örtük öğreti üzerine çalışıyorum. Yani vermek istediğim değeri mizah arkası aktarmaya çalışıyorum. Mizah yazarı olarak tanımlıyorlar beni.
“Bir davası vardır Hakan’ın. Uğruna ölünecek, öldürülecek, kutsal ve nihayetinde cehennemi yaşayan dünyada cenneti inşa edecek bir dava: ‘Bir dava vardı. Baştan aşağı tarumar edilmiş bir coğrafyanın gözü yaşlı çocuklarının hıçkırıkları uğuldardı kulaklarımızda.”
Pandemi sürecinin başladığı ilk dönemlerde, evlere kapandığımız sırada, ebeveynler panik halinde çocuklarını meşgul etmek adına, belki de okulda gün boyu yaptıkları etkinliklerden daha fazlasını evde gerçekleştirmeye çalıştılar.
Yine ideoloji, gerek temayı gerekse olay örgüsünü genellikle hedeflenen amaç doğrultusunda şekillendirir, belli olaylara odaklar. Mesaja/amaca odaklandığı için olayların çeşitliliğini ve akışını sınırlandırmak zorunda kalır.
“İnsanlığı kurtarma isteği duyan herkes günümüzde öncelikle sözü kurtarmalıdır” der Jasques Ellul “Sözün Düşüşü” kitabında. İmajların istila ettiği çağımızda, sözü ayağa kaldırmak, ona hak ettiği değeri vermek gerekmektedir.
Çoğumuz bu dünyadan göçerken, arkamızda tamamlanmamış işler, çalışılacak dosyalar bırakırız. Ecel, çoğu kez emellerden önce yetişir. Ancak bazı isimler vardır ki onları anarken içimiz biraz daha fazla burkulur.
“Çocukların Dünyasından Hiçbir Zaman Çıkmadım”
Çocukların dünyasının yazmak yazım dünyasının belki de en zoru. Bütün türler için yazdığınız konu ve karakterlerin dünyasına sızmaya çalışırsınız. Çocuğun dünyasına öyle sızmadan daha fazlasına ihtiyacınız var demektir. Melih Tuğtağ’dan bunu anladık. Çünkü o çocukların dünyasında yaşıyor. Bir tahtaya baktığımızda tahtadaki 8 rakamını çocuk nasıl, ne olarak görüyor, senin dur dinle dediğin yer de o acaba kendi dünyasında kimlerle konuşuyor, sen nasihatler ederken o pervaneli bir ayakabının içinde hangi bulutun üzerinde dolaşıyor :). Çocuk hayal ediyor, oldukça da ciddi büyükler aklı bir karış havada diyor. Ne bir karışı karışlarca havada! Çocuklara hayatı bir de onların gözleriyle görebilmemiz için müsade edelim mi, ne dersiniz? Çünkü biz fazlasıyla kastık ve fazlasıyla yorduk; onları dinlediğimizde, onları ‘adam etmeyi’ bırakıp onlarla ‘adam olmayı’ denediğimizde belki de herşey daha başka olacak. Denemeye değmez mi?
Edebiyatınızda neyi, nasıl anlatıyorsunuz?
Anlatım açısından genelde teknik olarak örtük öğreti üzerine çalışıyorum. Yani vermek istediğim değeri mizah arkası aktarmaya çalışıyorum. Mizah yazarı olarak tanımlıyorlar beni.
Bu yazının devamı 185. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
185. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
“Sarsıntı” Adlı Romanı Üzerine
“Bir davası vardır Hakan’ın. Uğruna ölünecek, öldürülecek, kutsal ve nihayetinde cehennemi yaşayan dünyada cenneti inşa edecek bir dava: ‘Bir dava vardı. Baştan aşağı tarumar edilmiş bir coğrafyanın gözü yaşlı çocuklarının hıçkırıkları uğuldardı kulaklarımızda.”
“Çocuklarla İletişim Kurmanın Yolları” Üzerine
Pandemi sürecinin başladığı ilk dönemlerde, evlere kapandığımız sırada, ebeveynler panik halinde çocuklarını meşgul etmek adına, belki de okulda gün boyu yaptıkları etkinliklerden daha fazlasını evde gerçekleştirmeye çalıştılar.
Edebiyatta, Romanda İdeolojik Tasvirler ve Çizimler Üzerine
Yine ideoloji, gerek temayı gerekse olay örgüsünü genellikle hedeflenen amaç doğrultusunda şekillendirir, belli olaylara odaklar. Mesaja/amaca odaklandığı için olayların çeşitliliğini ve akışını sınırlandırmak zorunda kalır.
Kelimelerimiz, Kavramlarımız ve Zihin Dünyamız Üzerine
“İnsanlığı kurtarma isteği duyan herkes günümüzde öncelikle sözü kurtarmalıdır” der Jasques Ellul “Sözün Düşüşü” kitabında. İmajların istila ettiği çağımızda, sözü ayağa kaldırmak, ona hak ettiği değeri vermek gerekmektedir.
“İlhami Çiçek” Kitabı Üzerine
Çoğumuz bu dünyadan göçerken, arkamızda tamamlanmamış işler, çalışılacak dosyalar bırakırız. Ecel, çoğu kez emellerden önce yetişir. Ancak bazı isimler vardır ki onları anarken içimiz biraz daha fazla burkulur.
Alışverişe devam et