Çocukların dünyasının yazmak yazım dünyasının belki de en zoru. Bütün türler için yazdığınız konu ve karakterlerin dünyasına sızmaya çalışırsınız. Çocuğun dünyasına öyle sızmadan daha fazlasına ihtiyacınız var demektir. Melih Tuğtağ’dan bunu anladık. Çünkü o çocukların dünyasında yaşıyor. Bir tahtaya baktığımızda tahtadaki 8 rakamını çocuk nasıl, ne olarak görüyor, senin dur dinle dediğin yer de o acaba kendi dünyasında kimlerle konuşuyor, sen nasihatler ederken o pervaneli bir ayakabının içinde hangi bulutun üzerinde dolaşıyor :). Çocuk hayal ediyor, oldukça da ciddi büyükler aklı bir karış havada diyor. Ne bir karışı karışlarca havada! Çocuklara hayatı bir de onların gözleriyle görebilmemiz için müsade edelim mi, ne dersiniz? Çünkü biz fazlasıyla kastık ve fazlasıyla yorduk; onları dinlediğimizde, onları ‘adam etmeyi’ bırakıp onlarla ‘adam olmayı’ denediğimizde belki de herşey daha başka olacak. Denemeye değmez mi?
Edebiyatınızda neyi, nasıl anlatıyorsunuz?
Anlatım açısından genelde teknik olarak örtük öğreti üzerine çalışıyorum. Yani vermek istediğim değeri mizah arkası aktarmaya çalışıyorum. Mizah yazarı olarak tanımlıyorlar beni.
Bu yazının devamı
185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İsmet Özel, Şiir Okuma Kılavuzu adlı eserinde “Şiiri de şiirsel olanı da doğrudan doğruya şiirin içinde aramalıyız.” der. Bu edebi türün en önemli özelliğini, insanoğluna ait olan yapıp etmelerin sınırında yer alan bir etkinlik olması dolayısıyla kazandığına dikkat çeker.
Şiir ve hikaye, her ikisi de sanat ve edebiyat ırmağını asırlardır sürükleyen iki büyük dalga. Gerek ‘şiirin saçağı’nın gerekse de ‘hikayenin saçağı’nın altına baktığımızda büyük isimleri, büyük özlemleri, büyük dramları, büyük kavgaları vs. görüyoruz.
İlk yazı çalışmalarının yayımlandığı dergilerden birinde, Nida dergisinde yıllar sonra söyleşimizin konuğusun. Bunun sende nasıl bir duygu ve düşünce dalgalanması yarattığını sormak isterim. Nida’da yayımlanan öykülerim yazın kariyerimde önemli bir yerde duruyor.
Pandemi sürecinin başladığı ilk dönemlerde, evlere kapandığımız sırada, ebeveynler panik halinde çocuklarını meşgul etmek adına, belki de okulda gün boyu yaptıkları etkinliklerden daha fazlasını evde gerçekleştirmeye çalıştılar.
Bir yönetmeni tanımak için onun ilk dönem çalışmalarını incelemek gerekebilir. Her ne kadar ilk dönemler bir yönetmeni tanımak için güç ya da erken olsa da bu safha yönetmeni tanımak için bir önsözü andırır. Yasak Rüya (2005), Mizansen (2006), Saat Kaç (2006), Kayıp Zaman Düşleri (2007) ve İstanbul (2007) yönetmenin ilk yaptığı kısa filmler.
“Çocukların Dünyasından Hiçbir Zaman Çıkmadım”
Söyleşi: Asude Ortakaya
Çocukların dünyasının yazmak yazım dünyasının belki de en zoru. Bütün türler için yazdığınız konu ve karakterlerin dünyasına sızmaya çalışırsınız. Çocuğun dünyasına öyle sızmadan daha fazlasına ihtiyacınız var demektir. Melih Tuğtağ’dan bunu anladık. Çünkü o çocukların dünyasında yaşıyor. Bir tahtaya baktığımızda tahtadaki 8 rakamını çocuk nasıl, ne olarak görüyor, senin dur dinle dediğin yer de o acaba kendi dünyasında kimlerle konuşuyor, sen nasihatler ederken o pervaneli bir ayakabının içinde hangi bulutun üzerinde dolaşıyor :). Çocuk hayal ediyor, oldukça da ciddi büyükler aklı bir karış havada diyor. Ne bir karışı karışlarca havada! Çocuklara hayatı bir de onların gözleriyle görebilmemiz için müsade edelim mi, ne dersiniz? Çünkü biz fazlasıyla kastık ve fazlasıyla yorduk; onları dinlediğimizde, onları ‘adam etmeyi’ bırakıp onlarla ‘adam olmayı’ denediğimizde belki de herşey daha başka olacak. Denemeye değmez mi?
Edebiyatınızda neyi, nasıl anlatıyorsunuz?
Anlatım açısından genelde teknik olarak örtük öğreti üzerine çalışıyorum. Yani vermek istediğim değeri mizah arkası aktarmaya çalışıyorum. Mizah yazarı olarak tanımlıyorlar beni.
Bu yazının devamı 185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
“Halkın Mutsuzluk Lekeleri” Kitabı, Şiir ve Şair Üzerine
İsmet Özel, Şiir Okuma Kılavuzu adlı eserinde “Şiiri de şiirsel olanı da doğrudan doğruya şiirin içinde aramalıyız.” der. Bu edebi türün en önemli özelliğini, insanoğluna ait olan yapıp etmelerin sınırında yer alan bir etkinlik olması dolayısıyla kazandığına dikkat çeker.
“Acar Süvari Tutuk Arbalet” Üzerine
Şiir ve hikaye, her ikisi de sanat ve edebiyat ırmağını asırlardır sürükleyen iki büyük dalga. Gerek ‘şiirin saçağı’nın gerekse de ‘hikayenin saçağı’nın altına baktığımızda büyük isimleri, büyük özlemleri, büyük dramları, büyük kavgaları vs. görüyoruz.
Kurmacanın İzinden
İlk yazı çalışmalarının yayımlandığı dergilerden birinde, Nida dergisinde yıllar sonra söyleşimizin konuğusun. Bunun sende nasıl bir duygu ve düşünce dalgalanması yarattığını sormak isterim. Nida’da yayımlanan öykülerim yazın kariyerimde önemli bir yerde duruyor.
“Çocuklarla İletişim Kurmanın Yolları” Üzerine
Pandemi sürecinin başladığı ilk dönemlerde, evlere kapandığımız sırada, ebeveynler panik halinde çocuklarını meşgul etmek adına, belki de okulda gün boyu yaptıkları etkinliklerden daha fazlasını evde gerçekleştirmeye çalıştılar.
Şiir ve Edebiyatın İzinde Sinemayı Anlamak
Bir yönetmeni tanımak için onun ilk dönem çalışmalarını incelemek gerekebilir. Her ne kadar ilk dönemler bir yönetmeni tanımak için güç ya da erken olsa da bu safha yönetmeni tanımak için bir önsözü andırır. Yasak Rüya (2005), Mizansen (2006), Saat Kaç (2006), Kayıp Zaman Düşleri (2007) ve İstanbul (2007) yönetmenin ilk yaptığı kısa filmler.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.