Ölümlü olma düşüncesi tarihin başından beri insanoğlunun peşini bırakmayan açık yarası olmuştur. Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine şu sözleri söylemiştir: “Yüreğim umutsuzluk içinde. Ölümden korkuyorum.” Gılgamış hepimiz adına konuşuyor, onun ölümden korktuğu gibi hepimiz korkarız ölümden. “Old Men Never Die” orijinal adıyla “Piremard’ha Nemimirand” (Ölümsüzler Köyü), yarım asırdır kimsenin ölmediği bir köyde yaşayan 100 yaşındaki Aslan ve arkadaşlarını konu ediniyor. Azeri asıllı İranlı yönetmen Reza Jamali’nin ilk uzun metrajlı filmi.
Fotoğrafçılıktan gelen Erdebilli yönetmen, filmin her planında bize görsel bir şölen sunuyor. Müthiş bir doğa ve yemyeşil bir köyde geçiyor film. Ölmek isteyen ancak ölemeyen yaşlıları konu edinen kara mizah türünde olan film, her sahnesinde ağır bir konu olan ölümü, yer yer düşündürerek güldürüyor. Diyaloglarının büyük çoğunluğu Türkçe olan filmin çekimleri 2019 yılında Erdebil’in köylerinde çekilmiş. Yaşam ve Ölüm gibi ağır konuların hayatın doğal akışı içinde, naif, abartısız, mizah ile harmanlanarak anlatıldığı etkileyici bir film “Ölümsüzler Köyü.”
Bu yazının devamı
211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Şimdiye değin kaleme aldığımız 11 Eylül sonrası sinema filmlerinde Avrupa merkezci, Batılı bakış açısından öteki’nin nasıl tasvir edildiğine yer verdik. Bu filmlerde ya da 11 Eylül sonrası dünyayı ana akım sinemanın bakış açısından ele alan yapımlarda,
On dokuzuncu yüzyıl İsveç kırsalına uzanmadan önce otuz beş yıl öncesinin Bayburt’una uzanmalıyız. İsveç’le Bayburt arasındaki göbek bağını hemen herkes bilir. Selma Lagerlöf ile dedemin tanış olduğunu da söylersem ve Nils Holgersson’un
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
Ne Büyük İskender’in istilası ne de Babillilerin İbranileri sürgünü, asla Yahudilerin son yüzyılda Filistinli halka yaptığı zulmü ve Filistin bölgesine karşı yayılmacı politikasını geçecek bir kötülüğe erişmemiştir.
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar.
Ölümsüzler Köyü
Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm;
Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm.
Ölümlü olma düşüncesi tarihin başından beri insanoğlunun peşini bırakmayan açık yarası olmuştur. Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine şu sözleri söylemiştir: “Yüreğim umutsuzluk içinde. Ölümden korkuyorum.” Gılgamış hepimiz adına konuşuyor, onun ölümden korktuğu gibi hepimiz korkarız ölümden. “Old Men Never Die” orijinal adıyla “Piremard’ha Nemimirand” (Ölümsüzler Köyü), yarım asırdır kimsenin ölmediği bir köyde yaşayan 100 yaşındaki Aslan ve arkadaşlarını konu ediniyor. Azeri asıllı İranlı yönetmen Reza Jamali’nin ilk uzun metrajlı filmi.
Fotoğrafçılıktan gelen Erdebilli yönetmen, filmin her planında bize görsel bir şölen sunuyor. Müthiş bir doğa ve yemyeşil bir köyde geçiyor film. Ölmek isteyen ancak ölemeyen yaşlıları konu edinen kara mizah türünde olan film, her sahnesinde ağır bir konu olan ölümü, yer yer düşündürerek güldürüyor. Diyaloglarının büyük çoğunluğu Türkçe olan filmin çekimleri 2019 yılında Erdebil’in köylerinde çekilmiş. Yaşam ve Ölüm gibi ağır konuların hayatın doğal akışı içinde, naif, abartısız, mizah ile harmanlanarak anlatıldığı etkileyici bir film “Ölümsüzler Köyü.”
Bu yazının devamı 211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İki Dünya Arasındaki Sorunlara Sinematik Bakışlar
Şimdiye değin kaleme aldığımız 11 Eylül sonrası sinema filmlerinde Avrupa merkezci, Batılı bakış açısından öteki’nin nasıl tasvir edildiğine yer verdik. Bu filmlerde ya da 11 Eylül sonrası dünyayı ana akım sinemanın bakış açısından ele alan yapımlarda,
Nils Holgersson Dedemin Nesi Olur? Bayburt-İsveç Hattında Bir Çocuk Edebiyatı Kanonunun Öyküsü
On dokuzuncu yüzyıl İsveç kırsalına uzanmadan önce otuz beş yıl öncesinin Bayburt’una uzanmalıyız. İsveç’le Bayburt arasındaki göbek bağını hemen herkes bilir. Selma Lagerlöf ile dedemin tanış olduğunu da söylersem ve Nils Holgersson’un
Üzerimde Kalan Yaşamak Suçu mu?
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
İlahi Mesajlar Toprağı Filistin (Roger Garaudy)
Ne Büyük İskender’in istilası ne de Babillilerin İbranileri sürgünü, asla Yahudilerin son yüzyılda Filistinli halka yaptığı zulmü ve Filistin bölgesine karşı yayılmacı politikasını geçecek bir kötülüğe erişmemiştir.
İşte Biz O Gün
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.