Okuma yazmayı öğrendiğim günleri hayal meyal hatırlıyorum. Fişlerin cazibesinden söz etmek pek mümkün olmadığı için araçlara değil de okumanın gerçekleştiği ilk anlara takılı kaldı zihnim ve çarşıdan bir karışla bir arşın arası alınan kurdelenin kırmızısına… Okuma tutkumun başladığı günleriyse çok iyi hatırlıyorum: Çizgi romanlardan yolu bizim oralara düşen ne varsa alın terimle kazandığım haftalığımın yüzde seksenini ütüyordu. Red Kit, Conan, Asterix, Tenten, Kaptan Swing, Demir Adam gibi Avrupa-ABD hattının çok çarpıcı, çok şöhretli, çoksatar çizgi romanları kitaplardan çok önce okuma uğraşımın, tutkumun merkezindeydiler. İdeolojik bagaja, kolonyal göndermelere aklım kesmeden, pis beyaz adamı tanımadan yutuyordum onlarca macerayı. Çok yaşlıymış rolü kesmeyeceğimden “bizim zamanımızda” demek istemesem de, yoktu öyle animeler, mangalar, grafik romanlar. “Başını Vermeyen Şehit” kesik kafadan kanlar akan görselin bulunduğu kapağıyla çocuklara okutulur, çocuğun milli ve manevi aşısı tamam edilirdi. Yani oraların bağnazlığıyla bizim buraların bağnazlığı arasında okuma kültürü inşa etmeye, okur dünyamızı kurup korumaya çabalardık. Taşıma suyla değirmen dönmez deyişini bilmediğimizden, suyu Kaf dağının ardında da olsa getirmeye ve değirmeni döndürmeye kararlıydık!
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çocuk edebiyatı hızlı bir şekilde güçleniyor çeşitleniyor. Gündemi, zamanın ruhunu yakalayıp bünyesine katıyor. Çetrefilli konuları tartışmaktan kaçınmıyor. Sosyal rolleri, siyasal atmosferi, ölümü, göçü ayrılığı, aile içi şiddeti… Çocuğun yüksek huzuruna çıkartıyor.
El minibüsleri, el arabaları, bakkallar, vitrini bile tevazusuna başkaldıramayan ardiyeden hallice dükkânlar çocukluğumuzu öyle sarmış sarmalamış ki, para bile vermeden alıyormuşçasına mutluluk yüklü hatıralarımız.
“Arkadaşlarına karşı iyi” diyerek dalga geçerdik, hakkaniyetten uzak kişilerle. Yeniyetmeliğimiz, bu keskin bakışa kavuşmamıza engel değildi. Adalet teorimiz yoktu, biraz sezgi bolca gözlemle, birçok kişinin nalıncı keserleriyle ömür sürdüğünü anlayabilmiştik.
Kendimce bir hayal kuruyorum: 1930’larda çocukluğumu yaşıyorum. Eve gelen gazetenin arka sayfalarında çocuklar için bir tefrika yayınlanıyor ve ben her gün ne olacak merakıyla babamın, aslında gazetenin yolunu gözlüyorum.
Kehanet nedir, gerçekten nerede ayrılır, bugünle gelecek arasındaki muhayyel gerilim nasıl dindirilir? Bilimkurgucular kadrosuz bilim insanları mıdır? Fantastik edebiyat menkıbeler mi anlatır? Bilim, sözünü nasıl dinletir? Olmayan şey ciddiye alınır mı?
Yıldızların Özüne İşlenmiş Hikâyeler
Okuma yazmayı öğrendiğim günleri hayal meyal hatırlıyorum. Fişlerin cazibesinden söz etmek pek mümkün olmadığı için araçlara değil de okumanın gerçekleştiği ilk anlara takılı kaldı zihnim ve çarşıdan bir karışla bir arşın arası alınan kurdelenin kırmızısına… Okuma tutkumun başladığı günleriyse çok iyi hatırlıyorum: Çizgi romanlardan yolu bizim oralara düşen ne varsa alın terimle kazandığım haftalığımın yüzde seksenini ütüyordu. Red Kit, Conan, Asterix, Tenten, Kaptan Swing, Demir Adam gibi Avrupa-ABD hattının çok çarpıcı, çok şöhretli, çoksatar çizgi romanları kitaplardan çok önce okuma uğraşımın, tutkumun merkezindeydiler. İdeolojik bagaja, kolonyal göndermelere aklım kesmeden, pis beyaz adamı tanımadan yutuyordum onlarca macerayı. Çok yaşlıymış rolü kesmeyeceğimden “bizim zamanımızda” demek istemesem de, yoktu öyle animeler, mangalar, grafik romanlar. “Başını Vermeyen Şehit” kesik kafadan kanlar akan görselin bulunduğu kapağıyla çocuklara okutulur, çocuğun milli ve manevi aşısı tamam edilirdi. Yani oraların bağnazlığıyla bizim buraların bağnazlığı arasında okuma kültürü inşa etmeye, okur dünyamızı kurup korumaya çabalardık. Taşıma suyla değirmen dönmez deyişini bilmediğimizden, suyu Kaf dağının ardında da olsa getirmeye ve değirmeni döndürmeye kararlıydık!
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Amerikan Taşrasından Bugüne Uymayan Haller Manzumesi
Çocuk edebiyatı hızlı bir şekilde güçleniyor çeşitleniyor. Gündemi, zamanın ruhunu yakalayıp bünyesine katıyor. Çetrefilli konuları tartışmaktan kaçınmıyor. Sosyal rolleri, siyasal atmosferi, ölümü, göçü ayrılığı, aile içi şiddeti… Çocuğun yüksek huzuruna çıkartıyor.
Ekonomi-politiğin Çocukça Dile Gelişi: Kahraman Seyyar Satıcılar Devasa Kamyonlara Karşı
El minibüsleri, el arabaları, bakkallar, vitrini bile tevazusuna başkaldıramayan ardiyeden hallice dükkânlar çocukluğumuzu öyle sarmış sarmalamış ki, para bile vermeden alıyormuşçasına mutluluk yüklü hatıralarımız.
Ötekinin Şifası: Yaşasın Cadılar, Fareler, Kara Kediler, Baykuşlar, Kargalar ve Hamamböcekleri
“Arkadaşlarına karşı iyi” diyerek dalga geçerdik, hakkaniyetten uzak kişilerle. Yeniyetmeliğimiz, bu keskin bakışa kavuşmamıza engel değildi. Adalet teorimiz yoktu, biraz sezgi bolca gözlemle, birçok kişinin nalıncı keserleriyle ömür sürdüğünü anlayabilmiştik.
Bir Çocuğun Karakutusu Olarak Oyuncak ve Dünyanın Türlü Türlü Halleri
Kendimce bir hayal kuruyorum: 1930’larda çocukluğumu yaşıyorum. Eve gelen gazetenin arka sayfalarında çocuklar için bir tefrika yayınlanıyor ve ben her gün ne olacak merakıyla babamın, aslında gazetenin yolunu gözlüyorum.
Sözümü Özümü Tartın Öyle Yargılayın Beni
Kehanet nedir, gerçekten nerede ayrılır, bugünle gelecek arasındaki muhayyel gerilim nasıl dindirilir? Bilimkurgucular kadrosuz bilim insanları mıdır? Fantastik edebiyat menkıbeler mi anlatır? Bilim, sözünü nasıl dinletir? Olmayan şey ciddiye alınır mı?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.