Değişim kaçınılmaz bir süreçtir. Değişmeden sabit kalan değil değişebilen, kendini güncelleyebilen ve değişimi yönlendirebilen ayakta kalır. Değişemeyen, statik yapısını devamlı hale getiren ise tarihte kalmaya mahkûmdur. Fakat değişim, dışarıdan topluma müdahil olanları memnun etmek için yapılmaz. Değişimin temel dinamiği, toplumun değişime duyduğu ihtiyaç olmalıdır. Ayrıca değişimin yönü, toplumun temel değerleri merkeze alınarak belirlenmelidir.
Bu durumda mesele “sabit” ve “değişken” kavramları üzerinde düşünmemizi zorunlu kılmaktadır. Her din gibi İslam dini de “sabit” ve “değişken” birtakım hükümler ortaya koymuştur. İslam’ın sabitelerini korumak nasıl bir zorunluluksa değişkenlerini doğru bir şekilde tespit ederek üzerinde gerekli içtihadi faaliyette bulunmak da bir zorunluluktur. Sabit ve değişken birbirinin zıddı değil tamamlayanıdır. Biri olmadan diğeri anlamsızdır. Değişken olanı sabit hale getirmek zamanla sabit olanın da sorgulanmasını gündeme getirecek ve sabitelerin de zarar görmesine neden olabilecektir.
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
İnsan neden okur? Bu soru, yalnızca bir alışkanlığın gerekçesini değil, insanın kendisiyle olan ilişkisini de sorgulayan ontolojik bir sorudur. Okuma, insanın dünyayı kavrama biçimlerinden biridir; fakat bugün dünyayı kavrama ihtiyacının yerini, dünyayı
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor? Gelecekte ekonomi, sanayi ve teknoloji hangi şekle ve renge evirilecek? Gelecekteki gençlik nelere merak saracak? Gelecekte hangi trendler, akımlar öne çıkacak? Dünyayı ve insanı bekleyen muhtemel tehlikeler nelerdir?
Hayatta bir gayesi olan, bir amaç veya dâvâ uğruna mücadele veren her insan, ‘değişim’ meselesiyle yüzleşmek durumundadır. Çünkü bir gaye sahibi olmak, henüz elinizde olmayan, size ait olmayan bir şeye ulaşmak için çaba göstermeniz gerektiği anlamına gelir. Bunun için ise, bir şeylerin ‘değişmesi’ gerekir ve bu da bir ‘cehd’e ihtiyaç duyar. Mücadele ve sabır olmaksızın, …
“Sabit” Ve “Değişken” Bağlamında İslami Yenilenme
Değişim kaçınılmaz bir süreçtir. Değişmeden sabit kalan değil değişebilen, kendini güncelleyebilen ve değişimi yönlendirebilen ayakta kalır. Değişemeyen, statik yapısını devamlı hale getiren ise tarihte kalmaya mahkûmdur. Fakat değişim, dışarıdan topluma müdahil olanları memnun etmek için yapılmaz. Değişimin temel dinamiği, toplumun değişime duyduğu ihtiyaç olmalıdır. Ayrıca değişimin yönü, toplumun temel değerleri merkeze alınarak belirlenmelidir.
Bu durumda mesele “sabit” ve “değişken” kavramları üzerinde düşünmemizi zorunlu kılmaktadır. Her din gibi İslam dini de “sabit” ve “değişken” birtakım hükümler ortaya koymuştur. İslam’ın sabitelerini korumak nasıl bir zorunluluksa değişkenlerini doğru bir şekilde tespit ederek üzerinde gerekli içtihadi faaliyette bulunmak da bir zorunluluktur. Sabit ve değişken birbirinin zıddı değil tamamlayanıdır. Biri olmadan diğeri anlamsızdır. Değişken olanı sabit hale getirmek zamanla sabit olanın da sorgulanmasını gündeme getirecek ve sabitelerin de zarar görmesine neden olabilecektir.
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hukuk ve Ahlak Arasındaki Normsal İlişki
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
Anlamın Çekilişi ve Okuma Eyleminin Krizi
İnsan neden okur? Bu soru, yalnızca bir alışkanlığın gerekçesini değil, insanın kendisiyle olan ilişkisini de sorgulayan ontolojik bir sorudur. Okuma, insanın dünyayı kavrama biçimlerinden biridir; fakat bugün dünyayı kavrama ihtiyacının yerini, dünyayı
Mutluluk ve Ahlâk İlişkisi
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Dijital Çağda Geleceğin Dünyasını Tasarlamak
İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor? Gelecekte ekonomi, sanayi ve teknoloji hangi şekle ve renge evirilecek? Gelecekteki gençlik nelere merak saracak? Gelecekte hangi trendler, akımlar öne çıkacak? Dünyayı ve insanı bekleyen muhtemel tehlikeler nelerdir?
‘Şartlar’ Neyi Belirler
Hayatta bir gayesi olan, bir amaç veya dâvâ uğruna mücadele veren her insan, ‘değişim’ meselesiyle yüzleşmek durumundadır. Çünkü bir gaye sahibi olmak, henüz elinizde olmayan, size ait olmayan bir şeye ulaşmak için çaba göstermeniz gerektiği anlamına gelir. Bunun için ise, bir şeylerin ‘değişmesi’ gerekir ve bu da bir ‘cehd’e ihtiyaç duyar. Mücadele ve sabır olmaksızın, …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.