Uykusuz gözlerini avcuyla ovuşturarak, biraz olsun kendine gelmeye çalıştı. Yüzüne odaklananlar, gözlerinin kırmızıya çalan rengini seçebiliyordu. Bu halde, ne kadar daha uykuyu mağlup edebilirdi? Evvelki geceyi de uykusuz geçirmiş, sadece kafilenin soluklanmak için durduğu sırada biraz kestirmişti. Ceketinden tabakasını çıkardı, son kırıntılarını dökmemek için metal kutuyu dikkatle dizlerine bıraktı.
Bu yazının devamı
195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ölümlü olma düşüncesi tarihin başından beri insanoğlunun peşini bırakmayan açık yarası olmuştur. Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine şu sözleri söylemiştir: “Yüreğim umutsuzluk içinde.
Sevgili kardeşim,
Her gün yeni bir umutla güne başlıyoruz. “Bugün daha iyi olacak” umuduyla… Fakat acı haberlerle sarsılıyoruz çoğu zaman. Eşinden ayrılmak üzere olduğunu duydum.
Uzaktan, sizi hep güzel bir aile olarak görüyorduk. İçten içe sorunlar yaşadığınızı nereden bilebilirdik ki? Bir aile kolay kurulmuyor kardeşim. Yıkılması da öyle kolay olmamalı. Olmuyor, gitmiyor dediğiniz şeyler neydi acaba? Çözülmeyecek, kabullenilmeyecek şeyler miydi? İkiniz de yapmanız gerekenleri yaptınız mı? Biliyorsun kardeşim, evlilik sabır ister, fedakârlık ister. Sevgi, saygı, sadakat ve samimiyet ister. Karşındakini önce olduğu gibi kabullenmeli, onun bazı davranışlarını düzeltmeyi zamana bırakmalıydın. Uygunsuzluklar; yetişme tarzından, aldığı kültürden kaynaklanıyorsa onları doğru kabulleneceği için bunları sorgulamak, onu incitebilir, kızdırabilirdi. Aynı evde yetişenlerin bile birbirine tahammül edemediği bir dünyada, farklı aile tarzlarının ve kültürlerin çatışması, bazı şeylere hemen alışılamaması elbette olacaktı.
Kaybolmak öznenin değişimiyle anlam kazanıyor. Sonuçta herkes bir yerlerde, kimseyi kara delik yutmuyor, uzaylılar kadavra malzemesi olarak kullanmıyor, ecinni taifesiyle pişpirik âlemlerine gömüldüklerini de zannetmiyorum.
Sınırın Ardı
Uykusuz gözlerini avcuyla ovuşturarak, biraz olsun kendine gelmeye çalıştı. Yüzüne odaklananlar, gözlerinin kırmızıya çalan rengini seçebiliyordu. Bu halde, ne kadar daha uykuyu mağlup edebilirdi? Evvelki geceyi de uykusuz geçirmiş, sadece kafilenin soluklanmak için durduğu sırada biraz kestirmişti. Ceketinden tabakasını çıkardı, son kırıntılarını dökmemek için metal kutuyu dikkatle dizlerine bıraktı.
Bu yazının devamı 195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ölümsüzler Köyü
Ölümlü olma düşüncesi tarihin başından beri insanoğlunun peşini bırakmayan açık yarası olmuştur. Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine şu sözleri söylemiştir: “Yüreğim umutsuzluk içinde.
Boşanmak Üzere Olan Kardeşime Mektup
Sevgili kardeşim,
Her gün yeni bir umutla güne başlıyoruz. “Bugün daha iyi olacak” umuduyla… Fakat acı haberlerle sarsılıyoruz çoğu zaman. Eşinden ayrılmak üzere olduğunu duydum.
Uzaktan, sizi hep güzel bir aile olarak görüyorduk. İçten içe sorunlar yaşadığınızı nereden bilebilirdik ki? Bir aile kolay kurulmuyor kardeşim. Yıkılması da öyle kolay olmamalı. Olmuyor, gitmiyor dediğiniz şeyler neydi acaba? Çözülmeyecek, kabullenilmeyecek şeyler miydi? İkiniz de yapmanız gerekenleri yaptınız mı? Biliyorsun kardeşim, evlilik sabır ister, fedakârlık ister. Sevgi, saygı, sadakat ve samimiyet ister. Karşındakini önce olduğu gibi kabullenmeli, onun bazı davranışlarını düzeltmeyi zamana bırakmalıydın. Uygunsuzluklar; yetişme tarzından, aldığı kültürden kaynaklanıyorsa onları doğru kabulleneceği için bunları sorgulamak, onu incitebilir, kızdırabilirdi. Aynı evde yetişenlerin bile birbirine tahammül edemediği bir dünyada, farklı aile tarzlarının ve kültürlerin çatışması, bazı şeylere hemen alışılamaması elbette olacaktı.
Kudüs Bakışlı Çocuğa Minnetle
Sen öğrettin
Sapan kullanmayı bize
Bir Davut edasıyla
Düşünmek mi Yazmak mı? Forrester’ı Bulmak Üzerine Bir Deneme
Son zamanlarda yaptığım küçük bir araştırma sonucunda sinemada eğitim ve eğitimcileri konu alan filmlerin sayısının 2000’e yakın olduğunu fark ettim.
Kaybolmamak İçin Yola Çıkanlara; Hiç Durmayanlara
Kaybolmak öznenin değişimiyle anlam kazanıyor. Sonuçta herkes bir yerlerde, kimseyi kara delik yutmuyor, uzaylılar kadavra malzemesi olarak kullanmıyor, ecinni taifesiyle pişpirik âlemlerine gömüldüklerini de zannetmiyorum.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.