Uykusuz gözlerini avcuyla ovuşturarak, biraz olsun kendine gelmeye çalıştı. Yüzüne odaklananlar, gözlerinin kırmızıya çalan rengini seçebiliyordu. Bu halde, ne kadar daha uykuyu mağlup edebilirdi? Evvelki geceyi de uykusuz geçirmiş, sadece kafilenin soluklanmak için durduğu sırada biraz kestirmişti. Ceketinden tabakasını çıkardı, son kırıntılarını dökmemek için metal kutuyu dikkatle dizlerine bıraktı.
Bu yazının devamı
195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Düşlenen diyarlar ya da lanetlenen diyarlar; rüyalarımıza sinen cennet ya da kabuslarımızı yönlendiren cehennem! Ütopyaların ve distopyaların edebiyat içinde önemli bir yeri var. İçinde olduğumuz normdan, vasattan taşmak, onu kıyasıya eleştirmek için göz kamaştırıcı bir fırsattı bunlar.
Herkes gibi olamazdı o. Her şeyi en iyi, en güzel bir şekilde yapmalıydı. Ağır bir yükü vardı onun ve bu yükün altından kalkmak kolay değildi.
Allah’a adanmıştı o. Ailesi, adaklarının Allah tarafından korunup “bir bitki gibi” yetiştirileceğine gönülden inanıyordu. Onda gördükleri isteklilik ve gayret, onları son derece sevindiriyordu. Zorla güzellik olmazdı çünkü.
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor.
Sınırın Ardı
Uykusuz gözlerini avcuyla ovuşturarak, biraz olsun kendine gelmeye çalıştı. Yüzüne odaklananlar, gözlerinin kırmızıya çalan rengini seçebiliyordu. Bu halde, ne kadar daha uykuyu mağlup edebilirdi? Evvelki geceyi de uykusuz geçirmiş, sadece kafilenin soluklanmak için durduğu sırada biraz kestirmişti. Ceketinden tabakasını çıkardı, son kırıntılarını dökmemek için metal kutuyu dikkatle dizlerine bıraktı.
Bu yazının devamı 195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Su İçinde Susuzluk: Aklına Tekme Atan İnsan
Düşlenen diyarlar ya da lanetlenen diyarlar; rüyalarımıza sinen cennet ya da kabuslarımızı yönlendiren cehennem! Ütopyaların ve distopyaların edebiyat içinde önemli bir yeri var. İçinde olduğumuz normdan, vasattan taşmak, onu kıyasıya eleştirmek için göz kamaştırıcı bir fırsattı bunlar.
Bir Bitki Gibi
Herkes gibi olamazdı o. Her şeyi en iyi, en güzel bir şekilde yapmalıydı. Ağır bir yükü vardı onun ve bu yükün altından kalkmak kolay değildi.
Allah’a adanmıştı o. Ailesi, adaklarının Allah tarafından korunup “bir bitki gibi” yetiştirileceğine gönülden inanıyordu. Onda gördükleri isteklilik ve gayret, onları son derece sevindiriyordu. Zorla güzellik olmazdı çünkü.
Ne Kadar İhtimam Gösteriyoruz?
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor.
Gençlerin Rüyasını Ekim Düşü’nde (1999) Görmek ve Kadın Öğretmenlerin Değerine Dair Kısa Bir Giriş
Eğitimi ve eğitimcileri konu edinen filmlerin kahir ekseriyetinde ana karakterlerin çocuklar ve gençler olması dikkat çekici bir hâl alır.
Şiir
başlamaya hasretli dilim
ötelerden belletilene köprüsün
çaktın kibriti lazım değil ruh
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.