Kur’an, öte dünya vaadiyle bu dünyanın bir imtihan yurdu olduğunu bizlere açıklıkla bildiriyor. İmtihanın kolaylıkta ve zorlukta değişken durumlara bağlı olarak insanın karşısına çıkacağı da yine Müslümanların malumu. Şüphesiz sırat-ı müstakim üzere olmak, imkânsız olmadığı gibi kolay bir şey de değildir. Bu minvalde sağlam duruş sergilemek de yitip gitmek de vardır. Aslında yaşam ve mücadele, tam da bu iki hal arasında cereyan etmekte ve tercihlerimizle şekillenmektedir. Bu nedenle yeryüzünde cennet tahayyülü yerine, karşılaşılan problemlere, çeldirici durumlara ve özellikle zihinsel tereddüt haline odaklanmak gerekir. Eğer zihinler, karşı konulamaz problemler karşısında İslâmî mantığın meşruiyetinden olursa sanırım bunun bedeli çok ağır olacaktır.
İslâm’ın insanlık için yegâne kurtuluş yolu olarak telakki edildiği bir düzlemde yılgınlık kavramının kendine yer bulması mümkün değildir. Zaten insanlara umut olarak inmiş bir dinin yılgınlığı olumlayacak bir yaklaşım barındırması beklenilmez. Bu açıdan arızi bir durum olan ümitsizlik ve yılgınlık psikolojisi, dinin değil müntesiplerinin çıkmazı olarak görülür.
Bu yazının devamı
193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Kulluk nedir?” diye sorulduğunda ise; ‘Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik; O’nun sınırlarını aşmayan, emirlerini ise eksiltmeyen bir yaşam biçimi’ olduğu dile getirilebilir. O’nun rızası gözetilerek ortaya koyulan her iş, oluş, eylem kulluğun bir parçası hâline gelmektedir. Bu tanımın, kulluğun yapılabilecek en geniş anlamdaki tanımı olduğu söylenebilir. Kulluğun bir cüz’ü olarak ise; Allah’ın kullarına belirli zamanlarda ve belirli şekillerde yapılmasını emrettiği fiiller olan (namaz, oruç, hac, zekât vb.) ibadetlerden bahsedilebilir.
İnsanoğlunun varlık dünyasındaki öncelikli konumu, ilahî bir nedenselliğe bağlanmasa dahi genellikle somut karşılıklar eliyle mâkûl bulunur. Bu, insanın kendisini diğer varlıklar karşısında yoklaması sonucu pek çok açıdan teyit edilecek bir gerçeklik durumu oluşturur.
Günümüzde, Kur’ân-ı Kerîm muhtevasının başka dînî ve tarihî metinlerden devşirildiği şeklindeki bir iddia bazı fanatik İslâm düşmanları için âdeta genel-geçer bir itham olarak öne çıkmaktadır. Bu iddia sahiplerinin Türkiye’deki uzantıları Turan Dursun, İlhan Arsel ve benzerlerinin çevreleridir. Türkiye’deki bu çevrelerin Kur’ân ve İslam hakkındaki iddialarının, tamamen husumetten kaynaklanan gayr-ı ilmî iftiralardan öteye geçemediklerini ispatlamak için …
Hüküm yalnızca Allah’ındır.” Yûsuf Sûresi 40. âyet “Devlet, en iyi ifadeyle gerekli kötülüktür. Kötü ifadeyle, dayanılmaz kötülüktür.” Thomas Paine (1737-1809) “Bize hâkim olan iktidarın, bizden fazla sadece bir şeyi var; O da bizi yönetmek için ona vermiş olduğumuz üstünlük.” E. de La Boetie (1530-1563) Devlet Kavramı Devlet nedir, kimdir, neden vardır, insanlığın …
Giderek yaygınlaşan bir serzeniş var: “Suçlunun yanına kâr kalıyor.” Sokakta, özel sohbetlerde, sosyal medyada hemen her gün, “Nasıl olsa iki gün sonra serbest kalır.” sözü dile getirilir. İnsanlar yalnızca dâvaları değil, trafikteki kural ihlallerini, iş cinayetlerini, nefret söylemlerini, çevre
Susmak mı Konuşmak mı Yılmak mı
Kur’an, öte dünya vaadiyle bu dünyanın bir imtihan yurdu olduğunu bizlere açıklıkla bildiriyor. İmtihanın kolaylıkta ve zorlukta değişken durumlara bağlı olarak insanın karşısına çıkacağı da yine Müslümanların malumu. Şüphesiz sırat-ı müstakim üzere olmak, imkânsız olmadığı gibi kolay bir şey de değildir. Bu minvalde sağlam duruş sergilemek de yitip gitmek de vardır. Aslında yaşam ve mücadele, tam da bu iki hal arasında cereyan etmekte ve tercihlerimizle şekillenmektedir. Bu nedenle yeryüzünde cennet tahayyülü yerine, karşılaşılan problemlere, çeldirici durumlara ve özellikle zihinsel tereddüt haline odaklanmak gerekir. Eğer zihinler, karşı konulamaz problemler karşısında İslâmî mantığın meşruiyetinden olursa sanırım bunun bedeli çok ağır olacaktır.
İslâm’ın insanlık için yegâne kurtuluş yolu olarak telakki edildiği bir düzlemde yılgınlık kavramının kendine yer bulması mümkün değildir. Zaten insanlara umut olarak inmiş bir dinin yılgınlığı olumlayacak bir yaklaşım barındırması beklenilmez. Bu açıdan arızi bir durum olan ümitsizlik ve yılgınlık psikolojisi, dinin değil müntesiplerinin çıkmazı olarak görülür.
Bu yazının devamı 193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kulluğun Bir Cüz’ü Olarak Oruç ve Ramazan
“Kulluk nedir?” diye sorulduğunda ise; ‘Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik; O’nun sınırlarını aşmayan, emirlerini ise eksiltmeyen bir yaşam biçimi’ olduğu dile getirilebilir. O’nun rızası gözetilerek ortaya koyulan her iş, oluş, eylem kulluğun bir parçası hâline gelmektedir. Bu tanımın, kulluğun yapılabilecek en geniş anlamdaki tanımı olduğu söylenebilir. Kulluğun bir cüz’ü olarak ise; Allah’ın kullarına belirli zamanlarda ve belirli şekillerde yapılmasını emrettiği fiiller olan (namaz, oruç, hac, zekât vb.) ibadetlerden bahsedilebilir.
Dinsel Sanat Dindar Sanatçı
İnsanoğlunun varlık dünyasındaki öncelikli konumu, ilahî bir nedenselliğe bağlanmasa dahi genellikle somut karşılıklar eliyle mâkûl bulunur. Bu, insanın kendisini diğer varlıklar karşısında yoklaması sonucu pek çok açıdan teyit edilecek bir gerçeklik durumu oluşturur.
İslâm, Yahudilik ve Hıristiyanlık’tan Alıntılanmış ‘Devşirme Bir Din(mi)’dir?
Günümüzde, Kur’ân-ı Kerîm muhtevasının başka dînî ve tarihî metinlerden devşirildiği şeklindeki bir iddia bazı fanatik İslâm düşmanları için âdeta genel-geçer bir itham olarak öne çıkmaktadır. Bu iddia sahiplerinin Türkiye’deki uzantıları Turan Dursun, İlhan Arsel ve benzerlerinin çevreleridir. Türkiye’deki bu çevrelerin Kur’ân ve İslam hakkındaki iddialarının, tamamen husumetten kaynaklanan gayr-ı ilmî iftiralardan öteye geçemediklerini ispatlamak için …
Modernizmin Korkuttuğu Müslümanlar: Devlet Çıkmazı
Hüküm yalnızca Allah’ındır.” Yûsuf Sûresi 40. âyet “Devlet, en iyi ifadeyle gerekli kötülüktür. Kötü ifadeyle, dayanılmaz kötülüktür.” Thomas Paine (1737-1809) “Bize hâkim olan iktidarın, bizden fazla sadece bir şeyi var; O da bizi yönetmek için ona vermiş olduğumuz üstünlük.” E. de La Boetie (1530-1563) Devlet Kavramı Devlet nedir, kimdir, neden vardır, insanlığın …
İdeal Olan Hukuk İle Vicdani Olanın Örtüşmesidir
Giderek yaygınlaşan bir serzeniş var: “Suçlunun yanına kâr kalıyor.” Sokakta, özel sohbetlerde, sosyal medyada hemen her gün, “Nasıl olsa iki gün sonra serbest kalır.” sözü dile getirilir. İnsanlar yalnızca dâvaları değil, trafikteki kural ihlallerini, iş cinayetlerini, nefret söylemlerini, çevre
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.