Kur’an, öte dünya vaadiyle bu dünyanın bir imtihan yurdu olduğunu bizlere açıklıkla bildiriyor. İmtihanın kolaylıkta ve zorlukta değişken durumlara bağlı olarak insanın karşısına çıkacağı da yine Müslümanların malumu. Şüphesiz sırat-ı müstakim üzere olmak, imkânsız olmadığı gibi kolay bir şey de değildir. Bu minvalde sağlam duruş sergilemek de yitip gitmek de vardır. Aslında yaşam ve mücadele, tam da bu iki hal arasında cereyan etmekte ve tercihlerimizle şekillenmektedir. Bu nedenle yeryüzünde cennet tahayyülü yerine, karşılaşılan problemlere, çeldirici durumlara ve özellikle zihinsel tereddüt haline odaklanmak gerekir. Eğer zihinler, karşı konulamaz problemler karşısında İslâmî mantığın meşruiyetinden olursa sanırım bunun bedeli çok ağır olacaktır.
İslâm’ın insanlık için yegâne kurtuluş yolu olarak telakki edildiği bir düzlemde yılgınlık kavramının kendine yer bulması mümkün değildir. Zaten insanlara umut olarak inmiş bir dinin yılgınlığı olumlayacak bir yaklaşım barındırması beklenilmez. Bu açıdan arızi bir durum olan ümitsizlik ve yılgınlık psikolojisi, dinin değil müntesiplerinin çıkmazı olarak görülür.
Bu yazının devamı
193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çocuk edebiyatında özerkleşmenin niteliksel karşılıklarını yadsımak yanlış sonuçlara vardırır. Fakat alanı, birincil derecede bağımlı olduğu edebiyat ve çocukluk kavramından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Tacettin Şimşek’in dikkat çektiği üzere çocuk edebiyatı, her şeyden önce bir edebiyattır. Bu nedenle edebiyat için geçerli olan değerlendirmelerin ve kıstasların ancak çocuk ölçüsünde özel bağlamlarla anlaşılabileceği boyutlar söz konusudur. Bu durum, tam da çocuk olmaklığın barındırdığı özelliklerle bir denkleşmeye işaret eder.
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
İslâmî kaynaklarda yer alan rivâyetler, Hz. Muhammed’in hayatına dair zengin tasvirler sunmaktadır. Rivâyetlerin aktarımında -çoğunlukla fıkhî hüküm istinbatı amacıyla- başvurulan ihtisar, taktî ve manen rivâyet gibi tasarruflar, metinlerin bugünkü formlarını belirleyen temel etkenlerdir.
Varoluşun temel olgularından biridir müzik. İnsanı büyüleme gücü en yüksek sanattır müzik. Sevgileri, coşkuları, hasreti sesler aracılığıyla anlatma sanatıdır müzik. Bir araya gelen ses dalgalarının oluşturduğu uyumlu, ritimli, hoşa giden, insanda çeşitli duygular oluşturan kompozisyonlardır müzik. Varlığı tanımlama biçimlerinden biridir müzik.
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
Susmak mı Konuşmak mı Yılmak mı
Kur’an, öte dünya vaadiyle bu dünyanın bir imtihan yurdu olduğunu bizlere açıklıkla bildiriyor. İmtihanın kolaylıkta ve zorlukta değişken durumlara bağlı olarak insanın karşısına çıkacağı da yine Müslümanların malumu. Şüphesiz sırat-ı müstakim üzere olmak, imkânsız olmadığı gibi kolay bir şey de değildir. Bu minvalde sağlam duruş sergilemek de yitip gitmek de vardır. Aslında yaşam ve mücadele, tam da bu iki hal arasında cereyan etmekte ve tercihlerimizle şekillenmektedir. Bu nedenle yeryüzünde cennet tahayyülü yerine, karşılaşılan problemlere, çeldirici durumlara ve özellikle zihinsel tereddüt haline odaklanmak gerekir. Eğer zihinler, karşı konulamaz problemler karşısında İslâmî mantığın meşruiyetinden olursa sanırım bunun bedeli çok ağır olacaktır.
İslâm’ın insanlık için yegâne kurtuluş yolu olarak telakki edildiği bir düzlemde yılgınlık kavramının kendine yer bulması mümkün değildir. Zaten insanlara umut olarak inmiş bir dinin yılgınlığı olumlayacak bir yaklaşım barındırması beklenilmez. Bu açıdan arızi bir durum olan ümitsizlik ve yılgınlık psikolojisi, dinin değil müntesiplerinin çıkmazı olarak görülür.
Bu yazının devamı 193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Çocuk Edebiyatının Kuramsal Boyutu
Çocuk edebiyatında özerkleşmenin niteliksel karşılıklarını yadsımak yanlış sonuçlara vardırır. Fakat alanı, birincil derecede bağımlı olduğu edebiyat ve çocukluk kavramından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Tacettin Şimşek’in dikkat çektiği üzere çocuk edebiyatı, her şeyden önce bir edebiyattır. Bu nedenle edebiyat için geçerli olan değerlendirmelerin ve kıstasların ancak çocuk ölçüsünde özel bağlamlarla anlaşılabileceği boyutlar söz konusudur. Bu durum, tam da çocuk olmaklığın barındırdığı özelliklerle bir denkleşmeye işaret eder.
Mutluluk ve Ahlâk İlişkisi
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Hz. Muhammed Müşriklerin Çocuklarını Öldürme Emri Verdi mi?
İslâmî kaynaklarda yer alan rivâyetler, Hz. Muhammed’in hayatına dair zengin tasvirler sunmaktadır. Rivâyetlerin aktarımında -çoğunlukla fıkhî hüküm istinbatı amacıyla- başvurulan ihtisar, taktî ve manen rivâyet gibi tasarruflar, metinlerin bugünkü formlarını belirleyen temel etkenlerdir.
Popüler Kültürden Uzak Bir Müzik
Varoluşun temel olgularından biridir müzik. İnsanı büyüleme gücü en yüksek sanattır müzik. Sevgileri, coşkuları, hasreti sesler aracılığıyla anlatma sanatıdır müzik. Bir araya gelen ses dalgalarının oluşturduğu uyumlu, ritimli, hoşa giden, insanda çeşitli duygular oluşturan kompozisyonlardır müzik. Varlığı tanımlama biçimlerinden biridir müzik.
Devlet Talebinden Vazgeçilebilir mi?
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.