Etiket Arşivi:Sanat Edebiyat

  • Ahmet Örs’ün Öykülerinde “Edebiyatın Asıl Damarı” / Hak ve Adalet Arayışı

    Adalet ve edebiyat arasında bağ kurmak bir bakıma yersiz. Her iki kavramın da hayatı inşa edici yönü son derece açıktır. İnşa edici unsurların çelişki arz etmesi, nihayetinde beklenilmez. Bu cihetle iki kavram arasında doğrudan bir ilinti kurmaktan önce temel teşkil edici yapıya işaret edilmesi gerekir. Bu, insana daha geniş bir perspektif sunar. Bütünlük ve tutarlılık hissi kazandırır. Lakin yine de iş, inceleme ve eleştiriye gelince muhtemel ilişkilerin gözler önüne serilmesi ve somut karşılıkların sunulması icap eder.

    Daha
  • Kar/Anlık Ağlıyor

    Kalabalık, gün be gün kaş üstünde göz arar oldu. Ben gün be gün kabuğuma çekilmekten kabuğum kavladı, çıplak kaldım. Yaşlı anam ve ben, bu uçsuz bucaksız düzlüğün ortasında, üstünde biriken karlardan beli bükülmüş bu ihtiyar damda, yalnızlığın kandiline katran olduk. Pili zayıflayan radyonun fersiz sesi, sönmeye yüz tutmuş sobanın cılız çıtırtısı, anamın yorgan altında ovduğu dizlerindeki müzmin sızı; yalnızlığı ve çaresizliği yüzümüze soğuk bir şamar gibi çarpıyordu.

    Daha
  • Gökyüzü Kadar Kırmızı ile Eğitimcinin Sinema Rehberine Giriş

    Başlıktan da anlaşılacağı üzere kendisini eğitimci olarak gören herkesi ilgilendirdiğini düşündüğümüz yazı dizisini, değerli okuyucular için bir rehber, el kitabı olarak da anlayabiliriz. Sinemanın birçok alanla bağı gibi eğitimle de kopmaz bir bağı vardır. Bu sanat formunda eğitimin ve eğitimcilerin anlatıldığı, değerlerin hatırlatıldığı, hakikate ve anlam arayışına çıkan, insanı düşündüren, kendini ve mektebin içindeki/dışındaki öğrencilerle iletişimini yeniden düzenlemesi yönünde öne çıkan 180 film, konunun mahiyetini göz önüne sermektedir. Ele alacağımız filmlerden birçoğu doğrudan eğitimcilere, öğrencilere seslenen filmler olabilmekte ya da dolaylı olarak onlara mesajlar aktaran yapımlardan oluşmaktadır.

    Daha
  • Asla Süper Kahraman Olmayan Bir Çocuğun Dünyaya Tutunma Macerası

    Kesin bende bir tuhaflık var, bundan eminim. Bir şeyleri yanlış anlıyor, yapayanlış değerlendiriyor olmalıyım. Yoksa insanlık tarihinin baştan aşağı çarpık bir gelişimini; tüm kurumlarının insanlığa rağmen karakter kazandıklarını kabullenmemiz gerekir ki bu pek mümkün gözükmüyor. Adalet kurumunun adalet dağıtmadığını, iletişim kurumunun daha fazla anlaşmazlığı garanti edecek şekilde karmaşıklaştığını, siyaset kurumunun insanların sefaletini temin etmek üzere semirdiğini, eğitim kurumunun cehaleti organize ettiğini, sağlık kurumunun zehir dağıtımı için müşteri profilini geliştirdiğini, din kurumunun, kutsalla ilişki kurulma yollarını tertemiz tutmayı bırakıp gelen geçeni yoldan aşağıya yuvarladığını ancak benim gibi bir aklı evvel iddia eder.

    Daha
  • Hacı Kardaşlarıma

    Hoş geldin Kâbe’den ey mü’min kardaş
    İnşallah haccınız dev bendler gibi
    Arzın her yanından bulup bir haldaş
    Elele verdiniz bülendler gibi

    Lebbeyk allahümme lebbeyk nidası
    Göğü inletmiştir tekbir sedası
    Kalbine dolduysa dava ihlâsı
    Hazlısın olsan da sur-bendler gibi

    Harem-i Şerif’te tek saf oldunuz
    Kimbilir o anda ne hoş kuldunuz
    Eve dönünce de öyle olunuz
    Necatı ‘birlik’te görenler gibi

    Daha
  • Mavi Kardelenler Borçlusu

    Kırsal hakikatler besliyorum, kentler ki samimiyetten küçüktür,
    Köylerdeki inancı kuşanıp da geldim, şehirler ki ağır bir yüktür.

    Bildiklerim, çıktığım yolların tarifine yetmiyor,
    Bu kara yazı, şu koca ömrün tarihine gitmiyor.

    Hayal, zihnin kapısına itinayla vurulmuş alımlı bir rüyadır,
    Aşk, uçsuz bucaksız sahradan denizler çıkaran bir deryadır.

    Ezgiler mırıldandık, üstelik sevdalar satın aldık,
    Gündüzleri güneşe, her gece aya hasret kaldık.

    Daha
  • Mektup IV

    Yazmak insanlık tarihi kadar eski midir diye düşünenler için cevap olsun burada, ilk insana her şeyi öğreten Rabbim yazıyı da öğretmiştir muhakkak. Yazıya yemin eden Rabbim’e hamdolsun ki yazabilme imkânına sahibiz, okuma imkânına da. Yazı mektubun can damarıdır ya, ondan böyle başladım bu mektuba… Ne kadar açıklama yapma ihtiyacı hissediyorum, bu da anlaşılmama yorgunluğumun göstergesi sayılıversin, öyle ya anlaşılma sancım olmasa niye yazayım ki…

    Daha
  • Samimiyetin Hüneri

    Kötülüğe alışmak… Sessiz çığlıkların içinde bir metafor oluşturup kendini bunlarla oyalamak. Her gün izlenilen olumsuzluklara, yaşanılan dramlara bir yenisi eklenirken, sadece ‘oyalanma’ davranışlarının içinde kendini gereksiz bir nesne gibi kenarda köşede bırakmak…

    Daha
  • Sözümü Özümü Tartın Öyle Yargılayın Beni

    Kehanet nedir, gerçekten nerede ayrılır, bugünle gelecek arasındaki muhayyel gerilim nasıl dindirilir? Bilimkurgucular kadrosuz bilim insanları mıdır? Fantastik edebiyat menkıbeler mi anlatır? Bilim, sözünü nasıl dinletir? Olmayan şey ciddiye alınır mı? İnsan, içinde olduğu atmosferin ne kadar farkındadır? Bizi birleştiren bayraklar, törenler mi yoksa birlikte yapıp anlattığımız öyküler midir?

    Daha
Updating
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.