İslam’ın ortaya çıktığı dönemde yaşanan hadiselere dair bilgi içeren çok sayıda tarihî belge mevcuttur. Mushaf ve Mushaf dışında çeşitli eserlere dağılmış hâlde bulunan rivâyet malzemesi bunların başında gelir. Kur’ân âyetlerinin yazılı formunu ihtiva eden Mushaf, -kıraat ve Mushaf farklılıklarını istisna tutacak olursak-[2] büyük ölçüde statik bir metin yapısına sahiptir. Kur’ân âyetlerinin tefsir edilmesinde özellikle tâbiîn döneminden itibaren tebarüz eden zorluklar, âyetlerin metin yapısındaki değişimden ziyade sözlü bir hitapken, yazılı bir kitaba dönüşen Kur’ân âyetlerinin ilk söylendiği tarihî bağlamına, başka bir deyişle nüzul ortamına dair bilgi eksikliğinden kaynaklanır. Kur’ân’ın nüzul dönemiyle dolaylı muhatapları arasındaki zamansal ve kültürel mesafe açıldıkça âyetlerin özgün anlamlarını tespit daha da güçleşmektedir.
Mushaf dışındaki hadis, siyer, tefsir vd. isnadlı ve isnadsız rivâyetlerin tefsir edilmesinde durum farklılık arz etmektedir.
Bu türden metinlerin nakledilmesinde ilk dönemlerden itibaren âyetlerin naklindekine benzer bir standardizasyon sağlanamamıştır. Bu durum hâliyle ilgili metinlerin isnad ve metin bakımından muhtelif sebeplerle deformasyona uğrayarak nakledilmesiyle sonuçlanmıştır. Rivâyetlerin nakledilme sürecinde soruna yol açan olguların başında ihtisar, taktîʿ, maʿnen rivâyet, idrâc ve tashife ilaveten müstensih müdahaleleri ve muhakkik hataları gelmektedir. Bundan dolayı rivâyetlerin kaynaklarda mevcut formları her zaman doğrudan kullanılmaya uygun değildir. Ancak bir tetkik sürecinden sonra kullanılabilir hâle gelmektedir. Bu, tarihî bağlamına vâkıf olunamayan Kur’ân âyetleri için de geçerlidir.
Bu yazının devamı
220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sadece meal üzerinden yapılacak bir okuma kişiye Kur’ân hakkında genel bir bilgi verir fakat doğru anlamın yakalanabilmesi ancak Siyer merkezli bir okumayla mümkündür. Siyer’in yanında nüzul ve tefsir bilgisi, Peygamber öncesi Arap tarihi, dinler tarihi
Modernizm, gelenekle olan göbek bağını radikal bir biçimde keserken, ortaya koyduğu temel iddiası ve hedefi; insanı boş bir sayfa (Tabula Rasa) olarak görüp onu “yeniden” “yeni” olarak inşa etmekti. Eski ve Yeni Dünya karşıtlığına dayanan bu faaliyet,
Öteki” sosyolojik bir terim olarak din, etnisite, dil ve kültür acısından farklı olan toplumsal kategorileri ifade etmektedir. Burada sorun ötekinin varlığı ile ilgili değil, onunla gerçekleştirilecek ilişkinin niteliğidir. Bir devleti totaliter veya demokratik hukuk devleti yapan da öteki olarak algılananlara karşı yürüttüğü politikalarla ilgilidir.
‘Hakkı bâtıl ile örtmek’, özü itibariyle inkârcıların hak ile bâtılı birbirine karıştırıp hakkı gizleme cürmüne dayanmaktadır. Müfsitler imana dâvet edilirken, Müslümanlarla birlikte namaz kılıp zekâtı vermeleri yani Allah’ın hükmüne boyun eğmeleri istenmektedir. İlgili âyette, pek çok dinî hükümler arasından özellikle namaz ve zekâtın zikredilmesi/emredilmesi, son derece önemlidir.
İslam, bireysel hayattan toplumsal hayata, inançtan ibadete, ahlâktan siyasete, sanattan iktisada kadar hayatın her yönünü bütünüyle ele alan bir dindir. İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması ne kadar önemliyse iktisada ait hükümlerin öğrenilmesi, uygulanması da o kadar önemlidir.İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması
Din Dilinde “Kontrolsüz Nas Kullanımı” Olgusu: “Faiz Yiyen, Annesiyle Kâbe’de Zina Etmiş gibidir.” Rivâyeti Örneği
Giriş
İslam’ın ortaya çıktığı dönemde yaşanan hadiselere dair bilgi içeren çok sayıda tarihî belge mevcuttur. Mushaf ve Mushaf dışında çeşitli eserlere dağılmış hâlde bulunan rivâyet malzemesi bunların başında gelir. Kur’ân âyetlerinin yazılı formunu ihtiva eden Mushaf, -kıraat ve Mushaf farklılıklarını istisna tutacak olursak-[2] büyük ölçüde statik bir metin yapısına sahiptir. Kur’ân âyetlerinin tefsir edilmesinde özellikle tâbiîn döneminden itibaren tebarüz eden zorluklar, âyetlerin metin yapısındaki değişimden ziyade sözlü bir hitapken, yazılı bir kitaba dönüşen Kur’ân âyetlerinin ilk söylendiği tarihî bağlamına, başka bir deyişle nüzul ortamına dair bilgi eksikliğinden kaynaklanır. Kur’ân’ın nüzul dönemiyle dolaylı muhatapları arasındaki zamansal ve kültürel mesafe açıldıkça âyetlerin özgün anlamlarını tespit daha da güçleşmektedir.
Bu türden metinlerin nakledilmesinde ilk dönemlerden itibaren âyetlerin naklindekine benzer bir standardizasyon sağlanamamıştır. Bu durum hâliyle ilgili metinlerin isnad ve metin bakımından muhtelif sebeplerle deformasyona uğrayarak nakledilmesiyle sonuçlanmıştır. Rivâyetlerin nakledilme sürecinde soruna yol açan olguların başında ihtisar, taktîʿ, maʿnen rivâyet, idrâc ve tashife ilaveten müstensih müdahaleleri ve muhakkik hataları gelmektedir. Bundan dolayı rivâyetlerin kaynaklarda mevcut formları her zaman doğrudan kullanılmaya uygun değildir. Ancak bir tetkik sürecinden sonra kullanılabilir hâle gelmektedir. Bu, tarihî bağlamına vâkıf olunamayan Kur’ân âyetleri için de geçerlidir.
Bu yazının devamı 220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kur’ân’ı Anlamada Yöntem – Salât Kavramı Örneği –
Sadece meal üzerinden yapılacak bir okuma kişiye Kur’ân hakkında genel bir bilgi verir fakat doğru anlamın yakalanabilmesi ancak Siyer merkezli bir okumayla mümkündür. Siyer’in yanında nüzul ve tefsir bilgisi, Peygamber öncesi Arap tarihi, dinler tarihi
Modernizmden Çıktık Yola Post-modernizm’de Verdik Mola;
Modernizm, gelenekle olan göbek bağını radikal bir biçimde keserken, ortaya koyduğu temel iddiası ve hedefi; insanı boş bir sayfa (Tabula Rasa) olarak görüp onu “yeniden” “yeni” olarak inşa etmekti. Eski ve Yeni Dünya karşıtlığına dayanan bu faaliyet,
Ötekileştirme Ve Göç Sorunu
Öteki” sosyolojik bir terim olarak din, etnisite, dil ve kültür acısından farklı olan toplumsal kategorileri ifade etmektedir. Burada sorun ötekinin varlığı ile ilgili değil, onunla gerçekleştirilecek ilişkinin niteliğidir. Bir devleti totaliter veya demokratik hukuk devleti yapan da öteki olarak algılananlara karşı yürüttüğü politikalarla ilgilidir.
Hakkı Bâtıl ile Örtmek
‘Hakkı bâtıl ile örtmek’, özü itibariyle inkârcıların hak ile bâtılı birbirine karıştırıp hakkı gizleme cürmüne dayanmaktadır. Müfsitler imana dâvet edilirken, Müslümanlarla birlikte namaz kılıp zekâtı vermeleri yani Allah’ın hükmüne boyun eğmeleri istenmektedir. İlgili âyette, pek çok dinî hükümler arasından özellikle namaz ve zekâtın zikredilmesi/emredilmesi, son derece önemlidir.
İslam İktisadı
İslam, bireysel hayattan toplumsal hayata, inançtan ibadete, ahlâktan siyasete, sanattan iktisada kadar hayatın her yönünü bütünüyle ele alan bir dindir. İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması ne kadar önemliyse iktisada ait hükümlerin öğrenilmesi, uygulanması da o kadar önemlidir.İslam’ın diğer alanlarının öğrenilmesi, uygulanması
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.