Bir toplumdaki bireylerin tamamından analitik düşünmesi beklenemez. Toplumlar genelde alışkanlıklarına uygun tavır geliştirir, derinlikli düşünmeden belli kalıplara göre karar verirler. Doğal olan da budur zaten. Sağlıksız olan şey ise toplumun hemen hemen her konuda fikir beyan etmek gibi tavır takınması… Hâlbuki her konuda söyleyecek bir şeyi olan insanların aslında hiçbir konudan anlamadığını söyleyebiliriz. Bu insanların bildikleri tek şey sosyal medyada, televizyonda ya da gazetede gördükleri ya da işittikleri spot cümleleri tekrar etmekten ibarettir. Zaten bu tür bir tavrı da “düşünme” olarak nitelemek mümkün değil. Fakat iletişim araçlarının her şeyi ulaşılabilir hale getirmesi -ki bu durumun sayılamayacak kadar faydası olmakla birlikte- bazı mevzuların -tabiri caizse- ayağa düşmesini de beraberinde getirdi. En derin meseleler, fikir beyan edebilmek için ciddi araştırmaya ihtiyaç duyulan mevzular işin hiç de ehli olmayan kişilerin dilinde fütursuzca tartışılır hale geldi.
Günübirlik, üzerinde çok da araştırma yapmaya gerek olmayan mevzuların yanında söz söylemek için bir ömür çaba harcamak zorunda olduğumuz meseleler de var.
Bu yazının devamı
197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Sadece meal üzerinden yapılacak bir okuma kişiye Kur’ân hakkında genel bir bilgi verir fakat doğru anlamın yakalanabilmesi ancak Siyer merkezli bir okumayla mümkündür. Siyer’in yanında nüzul ve tefsir bilgisi, Peygamber öncesi Arap tarihi, dinler tarihi
Modern dönemde Batılı dünya görüşleri sömürgecilik aracılığıyla mutlaklaştırılmış, Batılı olmayan dünya görüşleri, hayat tarzları, tarih algıları ise tarihin dışına sürülmüştür. Batılı olmayan düşünce, tarih, kültür ve insan değersiz görülmüştür. Aydınlanmacı modern zamanlar boyunca Müslüman halklar kültürel, düşünsel, zihinsel soykırıma tabi tutulmuştur.
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
İbn Haldun’un Mukaddime adlı eserini üzerine kurguladığı üç temel kavramsallaştırma vardır. Bu kavramsallaştırmalar; ümran ilmi, tavırlar nazariyesi ve asabiyettir. İbn Haldun’un ümran ilmini kuruş sebebi yukarıda bahsettiğimiz meraklı kişiliğiyle yakından ilgilidir.
Sünnetsiz, Mezhepsiz, Modernist!
Bir toplumdaki bireylerin tamamından analitik düşünmesi beklenemez. Toplumlar genelde alışkanlıklarına uygun tavır geliştirir, derinlikli düşünmeden belli kalıplara göre karar verirler. Doğal olan da budur zaten. Sağlıksız olan şey ise toplumun hemen hemen her konuda fikir beyan etmek gibi tavır takınması… Hâlbuki her konuda söyleyecek bir şeyi olan insanların aslında hiçbir konudan anlamadığını söyleyebiliriz. Bu insanların bildikleri tek şey sosyal medyada, televizyonda ya da gazetede gördükleri ya da işittikleri spot cümleleri tekrar etmekten ibarettir. Zaten bu tür bir tavrı da “düşünme” olarak nitelemek mümkün değil. Fakat iletişim araçlarının her şeyi ulaşılabilir hale getirmesi -ki bu durumun sayılamayacak kadar faydası olmakla birlikte- bazı mevzuların -tabiri caizse- ayağa düşmesini de beraberinde getirdi. En derin meseleler, fikir beyan edebilmek için ciddi araştırmaya ihtiyaç duyulan mevzular işin hiç de ehli olmayan kişilerin dilinde fütursuzca tartışılır hale geldi.
Günübirlik, üzerinde çok da araştırma yapmaya gerek olmayan mevzuların yanında söz söylemek için bir ömür çaba harcamak zorunda olduğumuz meseleler de var.
Bu yazının devamı 197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gazze’deki Acılar ve Teodise
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Kur’ân’ı Anlamada Yöntem – Salât Kavramı Örneği –
Sadece meal üzerinden yapılacak bir okuma kişiye Kur’ân hakkında genel bir bilgi verir fakat doğru anlamın yakalanabilmesi ancak Siyer merkezli bir okumayla mümkündür. Siyer’in yanında nüzul ve tefsir bilgisi, Peygamber öncesi Arap tarihi, dinler tarihi
Müslüman Zihninin Yeniden İnşa Edilmesi Gerek
Modern dönemde Batılı dünya görüşleri sömürgecilik aracılığıyla mutlaklaştırılmış, Batılı olmayan dünya görüşleri, hayat tarzları, tarih algıları ise tarihin dışına sürülmüştür. Batılı olmayan düşünce, tarih, kültür ve insan değersiz görülmüştür. Aydınlanmacı modern zamanlar boyunca Müslüman halklar kültürel, düşünsel, zihinsel soykırıma tabi tutulmuştur.
Felsefenin Bir Kimliği Var mı? Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
İbn Haldun’un Düşüncesinde Asabiyet
İbn Haldun’un Mukaddime adlı eserini üzerine kurguladığı üç temel kavramsallaştırma vardır. Bu kavramsallaştırmalar; ümran ilmi, tavırlar nazariyesi ve asabiyettir. İbn Haldun’un ümran ilmini kuruş sebebi yukarıda bahsettiğimiz meraklı kişiliğiyle yakından ilgilidir.
Alışverişe devam et