Post-modernistler merkezi olan her şeye karşı çıkmaya başladılar ve merkezi olan her şeyin değişmesi gerektiğini söylediler. Bununla beraber bir parçalanma kavramını gündeme getirdiler. Ve bütün kavramları parçalayarak insanı özgürleştirmeye çalıştılar. Yalnız burada enteresan bir şey vardı; modernlik kilise karşısında insanı özgürleştirmek için akıla sarılmıştı, modernizm insanın akıl yoluyla özgürleşeceğini savunmuştu, tarihin garip bir cilvesi, şimdi post-modernizm de bir özgürleşme ve özgürleştirme projesi olarak aklı redderek ortaya çıkmaya başladı, Bu, Batı entelektüellik tarihinin önemli gel-gitlerinden biri sayılır. Bunu ifrat ile tefrit şeklinde okumamız da mümkün.
Post-modernistler bir de şunu söylediler; sosyoloji her ne kadar toplumsal yasalardan bahsetse de aslında toplumsal yasaların bir önemi yok, insan eylemi yasalara değil, insanın faaliyetine bağımlıdır diye bir kavram ortaya koydular. Kavramları biz bir eleştiriye tâbi tutarsak insanları özgürleştirmiş oluruz dediler, Çünkü merkezî olan her şeyin yıkılması gerekiyor. Merkezî olan her şey otoriterliği çağrıştırıyordu.
Post-modernizm dendiğinde bugünün Müslümanları sizce tam olarak ne anlamalı? Zira çokları için ne olduğu hâlâ belirsiz bir şey. Bir süreç mi, bir ideoloji mi, tamamlanmış bir evrenin (Modernizmin) devamı mı yoksa?
Bu yazının devamı
181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanoğlu, yaratıldığı andan itibaren ihtiyaçlarını gidermek için üretme ve tüketme faaliyetinin içerisinde var olagelmiştir. Ancak hiçbir dönemde ‘tüketim” denilen olgu bugün olduğu gibi toplumu belirleyen, yönlendiren bir güce dönüşmemiştir. Daha da ötesi, modern dünya ürettiği malları tüketmeye yatkın
Çoğumuz için bir kıta değil de bir ülke sandığı, medyanın yüklediği ajitatif simgesel anlamdan başka bir anlamı olmayan ve çoğunlukla ‘sömürge’liği hatırlatan ‘kara kıta’ Afrika’yı konuşmak istiyoruz. Afrika’yı konuşmak istiyoruz çünkü Afrika’nın acılı tarihinden bile bihaber iken orada bir canlılığın olduğunu ve oradaki insanların dünyanın geri kalanından
Moderniteye karşı İslami düşünsel tepkinin üç aşamadan geçtiği söylenebilir. İlki, saf gelenekçilik diyebileceğimiz, on dokuzuncu yüzyılda egemen olan ve İslam’ı savunmak için tamamen orta çağ uygulamalarına başvuran Abdülkadir el-Cezairî gibi
Muhadram elbette klasik bir terimdir. Arap edebiyatı tarihine mahsus bir terim. Muhadram terimi iki ayrı alanda kullanılmaktadır. Birincisi siyerin konusu olarak Muhadram. Bu genel olarak Allah’ın Resulü aleyhisselam’dan önce yaşamış, İslam’ın gelişi ile beraber onu bir Resul olarak kabul etmiş ve İslam’a girmiş kimseler için kullanılır.
“Beden” müdahaleye açık, kişinin estetik zevkine göre düzenleyebileceği, istediği müdahaleyi yapabileceği, tüm kullanım hakkının kendisinin olduğunu düşündüğü bir eşya mıdır? Tarihsel süreç içerisinde beden algısı değiş midir? Değişti ise bu değişimin yönü nereye bakmaktadır? Kartezyen felsefe ile derinleşmeye başlayan ruh-beden ayrımı günümüz insanının beden algısına nasıl etki etmiştir?
Post-Modernizm, Hakikat ve Algı Üzerine
Röportaj: Haluk Polat
Post-modernistler merkezi olan her şeye karşı çıkmaya başladılar ve merkezi olan her şeyin değişmesi gerektiğini söylediler. Bununla beraber bir parçalanma kavramını gündeme getirdiler. Ve bütün kavramları parçalayarak insanı özgürleştirmeye çalıştılar. Yalnız burada enteresan bir şey vardı; modernlik kilise karşısında insanı özgürleştirmek için akıla sarılmıştı, modernizm insanın akıl yoluyla özgürleşeceğini savunmuştu, tarihin garip bir cilvesi, şimdi post-modernizm de bir özgürleşme ve özgürleştirme projesi olarak aklı redderek ortaya çıkmaya başladı, Bu, Batı entelektüellik tarihinin önemli gel-gitlerinden biri sayılır. Bunu ifrat ile tefrit şeklinde okumamız da mümkün.
Post-modernistler bir de şunu söylediler; sosyoloji her ne kadar toplumsal yasalardan bahsetse de aslında toplumsal yasaların bir önemi yok, insan eylemi yasalara değil, insanın faaliyetine bağımlıdır diye bir kavram ortaya koydular. Kavramları biz bir eleştiriye tâbi tutarsak insanları özgürleştirmiş oluruz dediler, Çünkü merkezî olan her şeyin yıkılması gerekiyor. Merkezî olan her şey otoriterliği çağrıştırıyordu.
Post-modernizm dendiğinde bugünün Müslümanları sizce tam olarak ne anlamalı? Zira çokları için ne olduğu hâlâ belirsiz bir şey. Bir süreç mi, bir ideoloji mi, tamamlanmış bir evrenin (Modernizmin) devamı mı yoksa?
Bu yazının devamı 181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
‘Tüketim’ ‘Toplum’ ‘Tüketim Toplumu’ Üzerine
İnsanoğlu, yaratıldığı andan itibaren ihtiyaçlarını gidermek için üretme ve tüketme faaliyetinin içerisinde var olagelmiştir. Ancak hiçbir dönemde ‘tüketim” denilen olgu bugün olduğu gibi toplumu belirleyen, yönlendiren bir güce dönüşmemiştir. Daha da ötesi, modern dünya ürettiği malları tüketmeye yatkın
Afrika, Sömürgecilik ve Kimlik Üzerine
Çoğumuz için bir kıta değil de bir ülke sandığı, medyanın yüklediği ajitatif simgesel anlamdan başka bir anlamı olmayan ve çoğunlukla ‘sömürge’liği hatırlatan ‘kara kıta’ Afrika’yı konuşmak istiyoruz. Afrika’yı konuşmak istiyoruz çünkü Afrika’nın acılı tarihinden bile bihaber iken orada bir canlılığın olduğunu ve oradaki insanların dünyanın geri kalanından
“İslam, Modernlikler ve Gelecek”
Moderniteye karşı İslami düşünsel tepkinin üç aşamadan geçtiği söylenebilir. İlki, saf gelenekçilik diyebileceğimiz, on dokuzuncu yüzyılda egemen olan ve İslam’ı savunmak için tamamen orta çağ uygulamalarına başvuran Abdülkadir el-Cezairî gibi
Kuran ve Şiir Kitabı Üzerine
Muhadram elbette klasik bir terimdir. Arap edebiyatı tarihine mahsus bir terim. Muhadram terimi iki ayrı alanda kullanılmaktadır. Birincisi siyerin konusu olarak Muhadram. Bu genel olarak Allah’ın Resulü aleyhisselam’dan önce yaşamış, İslam’ın gelişi ile beraber onu bir Resul olarak kabul etmiş ve İslam’a girmiş kimseler için kullanılır.
Beden Üzerine
“Beden” müdahaleye açık, kişinin estetik zevkine göre düzenleyebileceği, istediği müdahaleyi yapabileceği, tüm kullanım hakkının kendisinin olduğunu düşündüğü bir eşya mıdır? Tarihsel süreç içerisinde beden algısı değiş midir? Değişti ise bu değişimin yönü nereye bakmaktadır? Kartezyen felsefe ile derinleşmeye başlayan ruh-beden ayrımı günümüz insanının beden algısına nasıl etki etmiştir?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.