7 Ekim Aksa Tufanı operasyonunun üzerinden bir yıl geçti. İsrail, beklendiği gibi, taş üstünde taş bırakmamacasına Gazze’yi bombalıyor, yakıyor, yıkıyor! Çünkü daha önce bu türden bir saldırıyla hiç karşılaşmamış, burnu hiç bu kadar sürtülmemişti. Nasıl ki ebeveyni tarafından şımartılan bir çocuk, arkadaşlarıyla oynarken en küçük bir yan bakışa, en küçük bir itiraza bile tahammül edemiyorsa, küresel güç tarafından şımartılan İsrail de, Aksa Tufanı ile tatmış olduğu acının onlarca, yüzlerce katını Gazzelilere yaşatmak istiyor, yaşatıyor. Buna şaşmak mı lazım? Tabii ki hayır! Bizim inancımızda ‘gâvur’un dini imanı olmaz! Amaca götüren her yol onun için mübahtır. ‘İnsan hakları’ymış, masum çocuklarmış, onun için önemsizdir. Tek önemsediği çıkarıdır, hevasıdır. Bu yüzden, gâvurun alamet-i farikası zulümdür. Ama biliyoruz ki zulümle de âbad olunmaz! Çünkü insan, eğer tabiatı bozulmamışsa, haksızlığa uzun süre tahammül edemez. Onu küfr yahut şirk ile kandırmak mümkündür ama zulme başvurursanız, er ya da geç itiraz edecektir.
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
Sarıp sarmaladım, bağrıma bastım imgeyi. Anladım ki gözsüz görmek ne kadar hırka ise, gördüğüne ermek o kadar derviş.
Körler düğününde ne gelin yadırganır ne damat. Görmektir en büyük kusur.
Gece gün değildir. İki gün arasında sınırlanır, belirsiz bir form olarak gözükür. Yönetilemez bir zaman, belki de gayri-zaman olarak dünyayı örter. Postmodern söylem ağında “duyumsanamaz bir karanlık öncü” anlayışının yeniden gündeme gelmesi veya getirilmesiyle gece, iki gün arasında iletişimi temin eden
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
Yumruklarını sıkarak bu hayatı yorumlayamazsın… Kenetleyerek kollarını kimseyi saramazsın… Öfke saçan nazarınla önünü aydınlatamazsın… Hep şikâyet ederek sorunları çözemezsin… Ağaç ağaç diyorlardı hep. Tohumu küçümsüyorlardı. Ağacın tohumdan olduğunu bilmiyorlardı.
Acı ve Onur
7 Ekim Aksa Tufanı operasyonunun üzerinden bir yıl geçti. İsrail, beklendiği gibi, taş üstünde taş bırakmamacasına Gazze’yi bombalıyor, yakıyor, yıkıyor! Çünkü daha önce bu türden bir saldırıyla hiç karşılaşmamış, burnu hiç bu kadar sürtülmemişti. Nasıl ki ebeveyni tarafından şımartılan bir çocuk, arkadaşlarıyla oynarken en küçük bir yan bakışa, en küçük bir itiraza bile tahammül edemiyorsa, küresel güç tarafından şımartılan İsrail de, Aksa Tufanı ile tatmış olduğu acının onlarca, yüzlerce katını Gazzelilere yaşatmak istiyor, yaşatıyor. Buna şaşmak mı lazım? Tabii ki hayır! Bizim inancımızda ‘gâvur’un dini imanı olmaz! Amaca götüren her yol onun için mübahtır. ‘İnsan hakları’ymış, masum çocuklarmış, onun için önemsizdir. Tek önemsediği çıkarıdır, hevasıdır. Bu yüzden, gâvurun alamet-i farikası zulümdür. Ama biliyoruz ki zulümle de âbad olunmaz! Çünkü insan, eğer tabiatı bozulmamışsa, haksızlığa uzun süre tahammül edemez. Onu küfr yahut şirk ile kandırmak mümkündür ama zulme başvurursanız, er ya da geç itiraz edecektir.
Gazzeli Filistinliler Aksa Tufanı operasyonunu niçin yaptılar?
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Adını Sen Koy
Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
Göz, Şiir ve Yedi
Sarıp sarmaladım, bağrıma bastım imgeyi. Anladım ki gözsüz görmek ne kadar hırka ise, gördüğüne ermek o kadar derviş.
Körler düğününde ne gelin yadırganır ne damat. Görmektir en büyük kusur.
Gece`nin Yönetimi
Gece gün değildir. İki gün arasında sınırlanır, belirsiz bir form olarak gözükür. Yönetilemez bir zaman, belki de gayri-zaman olarak dünyayı örter. Postmodern söylem ağında “duyumsanamaz bir karanlık öncü” anlayışının yeniden gündeme gelmesi veya getirilmesiyle gece, iki gün arasında iletişimi temin eden
Bir Çiçekle Bahar Gelmez Bilirim…
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
Hayat Bir Yük Değil
Yumruklarını sıkarak bu hayatı yorumlayamazsın… Kenetleyerek kollarını kimseyi saramazsın… Öfke saçan nazarınla önünü aydınlatamazsın… Hep şikâyet ederek sorunları çözemezsin… Ağaç ağaç diyorlardı hep. Tohumu küçümsüyorlardı. Ağacın tohumdan olduğunu bilmiyorlardı.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.