Yabancı, toplumsal bir tip olarak farklı ilişki biçimleri üreten ve farklı toplumsal kategorilerde somutlaşan bir kavramdır. Olumlu ve olumsuz ilişki biçimi üreten yabancı, kimi zaman tüccarda olumlu bir ilişki biçimi üretirken, kimi zaman ise göçmende olumsuz ilişki biçimi üretmiştir. Yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde ise kitlesel göçler ile birlikte yabancı, olumsuz ilişki biçimi üreterek göçmende somutlanmıştır. İçinde yaşadığımız toplumsal durum içerisinde bu olumsuz ilişki biçimin aldığı hali zenofobi olarak tanımlayabiliriz. Zenofobi, neredeyse yerli ve yabancı ilişkisinin tek çıktısı haline gelerek bu ilişkiyi gergin bir zemine taşımıştır. Yabancılara yönelik bu yoğun olumsuz duygulanım etik ve politik açıdan yabancıları ahlaki sorumluluk alanından çıkarmakta ve birçok insan hakkı ihlaline neden olmaktadır. Medya ve politikacıların uygulamaları ile körüklenen zenofobi yabancı ile baş etme stratejisi haline...
Bu yazının devamı
207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Jeremy Bentham’ın ortaya attığı kavram bir hapishane inşası ya da toplum mimarisi iken, Foucault’da bu modern devletin ıslah ediciliğinde belirgin bir unsur olarak karşımıza çıkar. Modern devletleri, hükümran devletlerden ayıran en önemli unsur toplumun ıslah etme biçimleridir.
İslam hukukunun dinamik ve özgün ruhunun yeniden canlandırılmasında ise, günümüz yapay zekâ hukuku tartışmalarını incelemek, ilham verici olabilir. Bu bağlamda, medeni hukuku yakından ilgilendiren ve aynı zamanda sorumluluk gibi en temel hukuki konuları da şekillendirebilecek olan yapay zekâya kişilik verilmesiyle ilgili tartışmalara kısaca değinmek, ufuk açıcı olabilir
Öyle bir dönemden geçiliyor ki ahlâki ve vicdani değerler kaybolmakta, düzeysizlik dip yapmakta ve adeta bir değerler savrulması yaşanmaktadır. Olağanüstü değişim, dönüşüm, belirsizlik, altüst oluş zamanlarından geçilmektedir doğrusu.
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
“İnsanın alışamayacağı acı yoktur” diyenler var. İnsanı alçaltmaz mı bazı acılara alışması? Acıya alışmak mı, ona uyum sağlamak mı? Acıya direnmek mi? Her neyse, bir şekilde acılar da gizlenebiliyor diğer duygular gibi.
Yabancılarla Dolu Bir Dünyada Zenofobi ve Birlikte Yaşamının İmkânı Üzerine
Yabancı, toplumsal bir tip olarak farklı ilişki biçimleri üreten ve farklı toplumsal kategorilerde somutlaşan bir kavramdır. Olumlu ve olumsuz ilişki biçimi üreten yabancı, kimi zaman tüccarda olumlu bir ilişki biçimi üretirken, kimi zaman ise göçmende olumsuz ilişki biçimi üretmiştir. Yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde ise kitlesel göçler ile birlikte yabancı, olumsuz ilişki biçimi üreterek göçmende somutlanmıştır. İçinde yaşadığımız toplumsal durum içerisinde bu olumsuz ilişki biçimin aldığı hali zenofobi olarak tanımlayabiliriz. Zenofobi, neredeyse yerli ve yabancı ilişkisinin tek çıktısı haline gelerek bu ilişkiyi gergin bir zemine taşımıştır. Yabancılara yönelik bu yoğun olumsuz duygulanım etik ve politik açıdan yabancıları ahlaki sorumluluk alanından çıkarmakta ve birçok insan hakkı ihlaline neden olmaktadır. Medya ve politikacıların uygulamaları ile körüklenen zenofobi yabancı ile baş etme stratejisi haline...
Bu yazının devamı 207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Sömürgecilik, Apartheid, Panoptikon, İktidar ve Barbarları Beklerken
Jeremy Bentham’ın ortaya attığı kavram bir hapishane inşası ya da toplum mimarisi iken, Foucault’da bu modern devletin ıslah ediciliğinde belirgin bir unsur olarak karşımıza çıkar. Modern devletleri, hükümran devletlerden ayıran en önemli unsur toplumun ıslah etme biçimleridir.
Yapay Zekâ Çağında Fıkıh: Modern Tartışmaları Kadim Lensle Okumak
İslam hukukunun dinamik ve özgün ruhunun yeniden canlandırılmasında ise, günümüz yapay zekâ hukuku tartışmalarını incelemek, ilham verici olabilir. Bu bağlamda, medeni hukuku yakından ilgilendiren ve aynı zamanda sorumluluk gibi en temel hukuki konuları da şekillendirebilecek olan yapay zekâya kişilik verilmesiyle ilgili tartışmalara kısaca değinmek, ufuk açıcı olabilir
Hiçbir Şey Taşlaşmış Vicdanları Sızlatmaz
Öyle bir dönemden geçiliyor ki ahlâki ve vicdani değerler kaybolmakta, düzeysizlik dip yapmakta ve adeta bir değerler savrulması yaşanmaktadır. Olağanüstü değişim, dönüşüm, belirsizlik, altüst oluş zamanlarından geçilmektedir doğrusu.
Modernitenin Ahlâk Sorunu
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
Gazze ya da Acının Onmaz Hali
“İnsanın alışamayacağı acı yoktur” diyenler var. İnsanı alçaltmaz mı bazı acılara alışması? Acıya alışmak mı, ona uyum sağlamak mı? Acıya direnmek mi? Her neyse, bir şekilde acılar da gizlenebiliyor diğer duygular gibi.