Tanışıp kaynaşmak için insanı farklı kabilelerden yaratan Allah, işleri aralarında paylaşmaları için insanlara farklı özellik ve imkânlar sunmuştur. Bu farklılıkların birinin diğerine üstünlük taslama aracına dönüşmemesi için de kendi katındaki üstünlüğün ‘takva’da olacağını insanlara açıklamıştır. Yaratılış gerçeğini unutan insan, sahip olduğu farklı imkân ve özellikleri bir zenginlik olarak görmek yerine nasibini daraltarak, birbirine tahakküm etmeyi tercih ederek dünyayı kendisine de ötekine de dar etmeyi başarmıştır! İhtiraslarını kıble edinip taktığı at gözlüğü ile ufkunu daraltmış, bir lahza yaşayıp gideceği şu dünyada güzel izler bırakmak varken ‘dar görüşlülükleri’ ve ‘çirkinlikleri’ni miras olarak geride bırakmıştır.
Bugüne kadar ‘sen ben kavgasının’ huzur getirdiği bir dünyaya şahit olunmamıştır. İnsan olma gerçeği siyah- beyaz, Kürt- Türk, zengin- fakir, güçlü- güçsüz, aristokrat- proleter diye sınıflara ayırılınca biri diğerini farklı görmeye başladı. Hâlbuki hepsi de etten kandan müteşekkil, ihtiyaçları aynı olan, acıkan, uyuyan, hasta olan ve bir diğerinin yardımına muhtaç olan varlıklardı. Çoğalma tutkusu, yok olma endişesi, gelecek kaygısı, geçmişin korkusu hepsinde vardı. Güçlü olma çabası güçsüzü ezmek içindi. Ötekine kene gibi yapışıp semirdikçe güçlenir, semirdiğini güçsüzleştirdikçe pazusu kuvvetlenir, bununla iftihar eder, semirmeye devam ederdi zavallı muhteris insan.
Bu yazının devamı
207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Allah kesin sınar (Mu’minûn, 30), zira öncekiler sınanmıştır, sonrakiler de sınanacaktır ki doğrucular ve yalancılar ortaya çıksın. (Ankebût, 3) Ölüm de hayat gibi, insanların iyi amel pratiğini ortaya koymada insanın yüzleştiği beladır. (Mülk, 2) “Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiyâ, 35)
İnsan beşerle sınanır çünkü birey, toplumun bir parçası olarak toplumun her halinden iyi veya kötü bir şekilde nasiplenmektedir. Yeryüzü halifeliği gereği beşerle sınanma kaçınılmazdır. Yeryüzünün imarı sınavı, içinde insan unsuru bulunan bir sınavdır. Takva ve zaaf toplumsal hayattan kopuk değildir.
“Senin asrında yaşamadığım için üzgünüm ey Muhammed! Öğreteni ve neşredeni olduğun bu kitap, senin sözlerin değildir. Bunun Allah’tan geldiğini inkâr etmek, mevcut ilimlerin yanlışlığını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık, senin gibi seçilmiş bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben huzuru muhabbetinde kemal-i hürmetle eğilirim.” Otto Von Bismarck.
Nasılsın? diye sormadım ama sen cevap vermediğin içindir, belki de soruyu yük etmeyeyim diyedir. Bazı cevapsız sorular sorunları besleyebilir diye düşünüyorum ben, şahit oldum çünkü. Birine sordun diyelim, “beni seviyor musun?” diye, öyle ya anlayamadın varsayalım halinden-hareketlerinden, iki türlü yorumlanmaya müsait hâli ve tavrı, o da cevap vermiyor ya. Dön-dolaş beyninde bu sorunun cevabının kalabalığı. Bu sadece sevgi konusunda değil tabii, birçok konuda böyle. Nasılsın? En ciddi sorulardan biridir, cevabı hak eder. Sadece kimin ilgilendiği, kime cevap vereceğinle ilgili ufak tefek kısıtlamalar yapılır cevapta. Nasılsın? denildiğinde kendini kontrol etmen gerekir, nasılsın gerçekten, nasılsın gerçeklerle…
Günümüzde Müslümanlar üç hastalıkla sınav halindedir. Bunlar; devletçilik, milliyetçilik (ulusçuluk) ve pragmatizmdir. İslâmi düşünce ile örtüşmeyen bu üç özellik Müslümanların kimlik bunalımı yaşamalarının en önemli nedenidir belki de. Çünkü Müslümanların pek çok ilişki biçimi devletçi, milliyetçi ve pragmatist zihin dünyasının etkisi altındadır. İslâmi kesimin kültürel kodlarını esareti altına alan bu üç hastalık seküler değerler manzumesi …
Sahi nasılız!? Gerçekten iyi miyiz? Mesela, maddi veya manevi sıkıntılar, bozulmalar, ihmalkârlıklar, huzursuzluklar ve çöküşlerimizin altındaki gerçek nedenleri arıyor, görebiliyor muyuz? Gerçek nedenleri açığa çıkartacak
Birlikte Yaşamak Neden Zor Olsun?
Tanışıp kaynaşmak için insanı farklı kabilelerden yaratan Allah, işleri aralarında paylaşmaları için insanlara farklı özellik ve imkânlar sunmuştur. Bu farklılıkların birinin diğerine üstünlük taslama aracına dönüşmemesi için de kendi katındaki üstünlüğün ‘takva’da olacağını insanlara açıklamıştır. Yaratılış gerçeğini unutan insan, sahip olduğu farklı imkân ve özellikleri bir zenginlik olarak görmek yerine nasibini daraltarak, birbirine tahakküm etmeyi tercih ederek dünyayı kendisine de ötekine de dar etmeyi başarmıştır! İhtiraslarını kıble edinip taktığı at gözlüğü ile ufkunu daraltmış, bir lahza yaşayıp gideceği şu dünyada güzel izler bırakmak varken ‘dar görüşlülükleri’ ve ‘çirkinlikleri’ni miras olarak geride bırakmıştır.
Bugüne kadar ‘sen ben kavgasının’ huzur getirdiği bir dünyaya şahit olunmamıştır. İnsan olma gerçeği siyah- beyaz, Kürt- Türk, zengin- fakir, güçlü- güçsüz, aristokrat- proleter diye sınıflara ayırılınca biri diğerini farklı görmeye başladı. Hâlbuki hepsi de etten kandan müteşekkil, ihtiyaçları aynı olan, acıkan, uyuyan, hasta olan ve bir diğerinin yardımına muhtaç olan varlıklardı. Çoğalma tutkusu, yok olma endişesi, gelecek kaygısı, geçmişin korkusu hepsinde vardı. Güçlü olma çabası güçsüzü ezmek içindi. Ötekine kene gibi yapışıp semirdikçe güçlenir, semirdiğini güçsüzleştirdikçe pazusu kuvvetlenir, bununla iftihar eder, semirmeye devam ederdi zavallı muhteris insan.
Bu yazının devamı 207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İmtihanı Kavramlarıyla da Kazanmak
Allah kesin sınar (Mu’minûn, 30), zira öncekiler sınanmıştır, sonrakiler de sınanacaktır ki doğrucular ve yalancılar ortaya çıksın. (Ankebût, 3) Ölüm de hayat gibi, insanların iyi amel pratiğini ortaya koymada insanın yüzleştiği beladır. (Mülk, 2) “Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiyâ, 35)
İnsan beşerle sınanır çünkü birey, toplumun bir parçası olarak toplumun her halinden iyi veya kötü bir şekilde nasiplenmektedir. Yeryüzü halifeliği gereği beşerle sınanma kaçınılmazdır. Yeryüzünün imarı sınavı, içinde insan unsuru bulunan bir sınavdır. Takva ve zaaf toplumsal hayattan kopuk değildir.
“Çün Okudun Bilmezsin Ha Bir Kuru Emektir”
“Senin asrında yaşamadığım için üzgünüm ey Muhammed! Öğreteni ve neşredeni olduğun bu kitap, senin sözlerin değildir. Bunun Allah’tan geldiğini inkâr etmek, mevcut ilimlerin yanlışlığını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık, senin gibi seçilmiş bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben huzuru muhabbetinde kemal-i hürmetle eğilirim.” Otto Von Bismarck.
Mektup VII
Nasılsın? diye sormadım ama sen cevap vermediğin içindir, belki de soruyu yük etmeyeyim diyedir. Bazı cevapsız sorular sorunları besleyebilir diye düşünüyorum ben, şahit oldum çünkü. Birine sordun diyelim, “beni seviyor musun?” diye, öyle ya anlayamadın varsayalım halinden-hareketlerinden, iki türlü yorumlanmaya müsait hâli ve tavrı, o da cevap vermiyor ya. Dön-dolaş beyninde bu sorunun cevabının kalabalığı. Bu sadece sevgi konusunda değil tabii, birçok konuda böyle. Nasılsın? En ciddi sorulardan biridir, cevabı hak eder. Sadece kimin ilgilendiği, kime cevap vereceğinle ilgili ufak tefek kısıtlamalar yapılır cevapta. Nasılsın? denildiğinde kendini kontrol etmen gerekir, nasılsın gerçekten, nasılsın gerçeklerle…
İlkesizlik ve Pragmatik Savrulmalar
Günümüzde Müslümanlar üç hastalıkla sınav halindedir. Bunlar; devletçilik, milliyetçilik (ulusçuluk) ve pragmatizmdir. İslâmi düşünce ile örtüşmeyen bu üç özellik Müslümanların kimlik bunalımı yaşamalarının en önemli nedenidir belki de. Çünkü Müslümanların pek çok ilişki biçimi devletçi, milliyetçi ve pragmatist zihin dünyasının etkisi altındadır. İslâmi kesimin kültürel kodlarını esareti altına alan bu üç hastalık seküler değerler manzumesi …
Geçim Ve Geçimlilik Üzerine
Sahi nasılız!? Gerçekten iyi miyiz? Mesela, maddi veya manevi sıkıntılar, bozulmalar, ihmalkârlıklar, huzursuzluklar ve çöküşlerimizin altındaki gerçek nedenleri arıyor, görebiliyor muyuz? Gerçek nedenleri açığa çıkartacak
Alışverişe devam et