Ebeveynlik, ahlâk mimarisinin en görünmez ama en etkili sanatıdır. Çocuğa bırakılacak en büyük miras, gösterişli eşyalar değil, erdemli melekeler olmalıdır. Çünkü huylar, melekeye dönüştükçe davranış bilinçten bağımsız bir zarafet kazanır. O zarafet, yetişkinlikte bile çocuğun hareketlerinde sürer: konuşurken ses tonunda, susarken duruşunda…
Daha-
Yüzün Işığı, Kökün Karanlığı: Ahlâkın Görünmez Toprağı
-
Mutluluk ve Ahlâk İlişkisi
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Daha -
Bu Dünyada Yeteri Kadar Acı Yok mu?
İyilik postunda açık, aleni kötülük yapılmaktadır:
Daha
Çünkü iyinin ölçütü, kapitalist düzende “refah ve huzur” içinde yaşayabilmek, yeryüzünde cenneti kurmak olarak belirlenmiştir…
Çünkü iyilik, ölümden ve ölüme hazırlayacak olan her türlü ilkeden arınmak olarak tanımlanmıştır…
Çünkü iyilik, bilinmeyen zamana ve tahmin edilemeyen bedele teslim edilemeyecek kadar mülk edinilmiştir… -
İslam Felsefesi Tarihinin Bir Düşüncesizlik Çalışması Olarak Oryantalist Yazımı
Batı’nın Doğu’ya ve daha özelinde ise Müslümanlara yönelik bakışını oluşturan oryantalizmin tezlerini üretirken hangi ‘akademik akl’ı nasıl kurduğu ve bu akademik aklın nasıl kendi cemaatini yaratarak bir ‘oryantalizm skolastisizmi’ oluşturduğunun tahlil edilmesi ve incelenmesi gerekmektedir.
Daha -
Din Dilinde “Kontrolsüz Nas Kullanımı” Olgusu: “Faiz Yiyen, Annesiyle Kâbe’de Zina Etmiş gibidir.” Rivâyeti Örneği
Dolayısıyla gerek âyetlerin gerekse rivâyet malzemesinin dinî irşad ve öğretim faaliyetleri ya da akademik araştırmalarda kullanılabilmesi için bir tetkik sürecinden geçmesi gerektiği açıktır. Bu dikkate alınmadan yapılan iktibaslar, ilgili metinlerin ihtiva etmediği, maksadı aşan çok sayıda açıklamaya (tefsir) ve yorumlamaya (tevil) kapı aralamakta, sonuç olarak “Kontrolsüz Nas Kullanımı” diye isimlendirmeyi tercih ettiğimiz tablo ortaya çıkmaktadır. Buna göre “Kontrolsüz Nas Kullanımı”: Bir nassın ilmî tetkik süzgecinden geçirilmeden, gelenekten devralınan biçimleri ve bunlar üzerine yapılan yorumlar üzerinden dolaşıma sokulması, bir dinî öğretim ya da bilimsel araştırma materyali olarak işlev görmesi anlamına gelmektedir.
Daha -
Aile Kurumunun Sömürgeci Zihnin Güdümünde Geçirdiği Değişim ve Dönüşüm
Güçlü, sağlıklı ve çalışma potansiyeli olanların dışındaki tüm insanları yok sayan kapitalist sistem ve güçlü tüm yapıları eritmeye kararlı modern sömürgeci dünya düzeninde hasta, yaşlı ve bakıma muhtaç çocuklar asla öncelenmez. Hatta bu insanların bakımı da sömürgeci sisteme hizmet eden bir sektöre dönüştürülür.
Daha -
Sömürgecinin Değişen Yüzü Olarak Hukuk
Çevirilerin adalet sistemi üzerindeki etkisi bir sonraki yüzyılın başlarına kadar tam olarak fark edilmeyecekti. Ancak tercümeler, İslam’ın sömürgeci eklemlenmesinde dolaysız bir epistemolojik işlev gördüler; zira Michael Anderson’ın zekice tespit ettiği üzere, tercümeler yalnızca “özcü, statik ve içeriden değişime kapalı bir İslam” fikrini doğurmakla kalmadı, aynı zamanda tüm klasik Oryantalizmin temel söylemsel pratiğini, yani “klasik hukuk metinleri üzerinde ayrıntılı bir çalışma yapılmadan Hindistan ve Doğu’nun doğru bir şekilde anlaşılamayacağı” fikrini yarattı ve destekledi.
Daha -
İslam’ı Sömürgeci Zihnin Sermayesi Kılmak
Muhafazakâr düşünceler ise toplumları edilgenleştirir, sıradanlaştırır, kimliksizleştirir ve donuklaştırır. Siyasal yönetimler bu zaaflardan yararlanarak halkları rahatlıkla sömürebilir, yolsuzluklarını ve keyfi yönetimlerini sürdürebilirler. Bazen sırtları sıvazlanarak…
Daha