Şoklardayız… “Yaşlı çifte sorarlar: —Tam 65 yıl… Bunca sene, nasıl evli kaldınız..? Yaşlı çift cevap verir: —Bizim doğduğumuz zamanlarda, bir şey kırıldığında tamir edilirdi… Çöpe atılmazdı… O yüzden…” Tamir etmek veya çöpe atmak… Veya çöpten sanat devşirmek… Her biri kitaplık çaptaki bu eylemlerden bir yazı yazmaya çalışmak. Günümüz dünyasında sabır, emek, gayret, vefa, yerini yavaş …
Daha-
Şokta (Mı)yız
-
Bana Çocukluk Günlerimi Geri Verin
Yaşlı bir adam… Beli iki büklüm… Bastonunun elini tutmuş, ayaklarını sürükleyerek ağır ağır ilerliyor sokakta. Yaramaz bir çocuk yaklaşıyor yanına. Takılıyor yaşlı adama: — Dede, yerlere eğilmiş ne arıyorsun böyle, diye soruyor. Yaşlı adam duruyor. Anlamlı anlamlı çocuğun gözlerine bakıyor: — Gençliğimi arıyorum evlat, gençliğimi arıyorum, diyor. Bana sorsalar; teknik çok ilerledi. Yaşama şartları kolaylaştı. …
Daha -
‘Kelebek Etkisi’ne Doğru İlk Çırpınışlar
Küçük etkenlerin büyük değişikliklere sebep olacağı düşüncesi uzun yıllar insanların zihninde canlanmış ve bazı eserlerde de varlığını göstermiştir. “…Tek bir çivinin eksikliği yüzünden koskoca bir krallığın yitirilebileceği uyarısı 14. yüzyıla kadar uzanır; ünlü çocuk tekerlemesinin aşağıda verilen versiyonu Benjamin Franklin’in 1758’de yayımladığı Poor Richard’s Almanac’ta yer almaktaydı: Tek bir çivisi olmayınca bir nal düştü, …
Daha -
“Sarsıntı” Adlı Romanı Üzerine
“Bir davası vardır Hakan’ın. Uğruna ölünecek, öldürülecek, kutsal ve nihayetinde cehennemi yaşayan dünyada cenneti inşa edecek bir dava: ‘Bir dava vardı. Baştan aşağı tarumar edilmiş bir coğrafyanın gözü yaşlı çocuklarının hıçkırıkları uğuldardı kulaklarımızda.”
Daha -
Yitik Temenna
Yankısız övüntülerde yenilmelerin
Daha
Yolların elinde rengârenk görüngüler.
Eskil korkulardan geçmekte küçüklüğün
ve savunmasız izlerde didinmeler.
Geçici siluetlerden dörtnala uzaklaşıp.
Kaybolup bitik sevinçlerde;
gölgesinde hatıranın.
Sessizliğin bölünüşünde saatlerin
an’larla izler
alışkanlıkları. -
Okumak özgürlüğe uçmaksa
Okumak özgürlüğe uçmaksa,
Daha
Yazmak dalmaktır belki de.
Ellerinle açarsın önünü,
Ayaklarını çırparsın ilerlemek için.
Kimi zaman yutsan bile suyu
Tatlıdır bir göl gibi, hissetmezsin.
Kimi zaman, boyunu aşar su
Ayaklarının üstünde durduğunda yere basamazsın. -
Bir Bitki Gibi
Herkes gibi olamazdı o. Her şeyi en iyi, en güzel bir şekilde yapmalıydı. Ağır bir yükü vardı onun ve bu yükün altından kalkmak kolay değildi.
Daha
Allah’a adanmıştı o. Ailesi, adaklarının Allah tarafından korunup “bir bitki gibi” yetiştirileceğine gönülden inanıyordu. Onda gördükleri isteklilik ve gayret, onları son derece sevindiriyordu. Zorla güzellik olmazdı çünkü. -
Anne kendime benziyor muyum?
Evden çocuk sesi gelmiyor işrak vaktinden kerahet vaktine kadar. Her sabah kolunun arasına sıkıştırdığı oyuncak tavşanın kulaklarını merdivenlere değdirerek bir bir iniyor basamakları çocuk. Rengârenk ufak bir çantası var sırtında. Hazırlanıp ayrılmaya boya kalemleri eşlik ediyor belli ki. Çocuk her gün kapıya tekrar tekrar bakıyor. Kapı büyük küçük herkesin zihninde geçiştir. Bir odadan diğer bir odaya geçtiğimizde bile zihnimiz hemen başka bir sayfaya geçer.
Daha -
Ayna
Ayna ayna
Söyle bana.
Benim en çok sevdiğim rengi.
Var mı bilmediğim bir çiçek
Görmediğim bir gök
Düşümde.Annemin gözünde
Daha
Saçımı tararsın.
Babamın cebinde aynasın.