Uzun zaman oldu. Aslında sana yazma düşüncesi aklımda yoktu. Fakat çoğu zaman öylesine yalnız hissediyorum ki… Zihnimin biriktirdiklerini paylaşamamak yoruyor beni
Anlaşılmamanın ne demek olduğunu sen de iyi biliyorsun. İnsanların beni artık anlamadıklarını düşünüyorum. Ya da kabullenmekte zorlansam da, galiba onları artık ben anlamıyorum. Nasıl bir dönemde, hangi kuşağın içinde yaşıyorum, inan ki bilmiyorum. Çoğu kez bana bir hamam böceği gibi baktıklarını, bir hastalıktan kaçar gibi uzaklaştıklarını hissedebiliyorum.
Geçenlerde bir kafede oturmuştum. Bir şeyler yazmak istedim birden. Bilirsin beni. Bazen gece yarısı uykudan uyanıp bir kaleme sarılarak kana kana yazdıklarıma şahit olmuşsundur.
Bu yazının devamı
190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yaşar aslen Kahramanmaraşlıydı. Evin tek erkek çocuğu, değerli. Kısa yoldan ekmek sahibi olsun diye, o günlerde meşhur olan, sağlık meslek lisesine kaydolması ailece onaylanmış, Yaşar büyük bir hüzün eşliğinde Diyarbakır’a
Kitaplığımın üst rafında birkaç sözlük bulunuyor. Arada göz teması kursam da, rafta duran sözlüklerle, elim ve zihnim arasındaki bağın gittikçe zayıfladığını fark ediyorum. Bir kelimenin anlamını merak ettiğimde,
Uyku tutmadı. Sağa döndü, sola döndü. Mutfağa doğru götürdü ayakları. İki kaşık yoğurt yedi. Ağzının kenarını, biçimsizce kopardığı kâğıt havluyla sildi. Yine de uyku tutmadı. Komidinin üstündeki telefonunu aldı eline, uçuş modunu kapatıp mobil veriyi açtı:
Uykusuz gözlerini avcuyla ovuşturarak, biraz olsun kendine gelmeye çalıştı. Yüzüne odaklananlar, gözlerinin kırmızıya çalan rengini seçebiliyordu. Bu halde, ne kadar daha uykuyu mağlup edebilirdi? Evvelki geceyi de uykusuz geçirmiş, sadece kafilenin soluklanmak
Yine uzun uzun yollar yürüdükten sonra seyyahın yolu bir kasabaya varmış. Bu kasaba; ormanın içinde, ince toprak yolları olan, evleri birbirine mesafeli, güzel, ferah bir yermiş. Kış artık kendini iyice hissettirdiğinden, seyyah hemen kendine kalacak yer bulma kaygısına düşmüş.
Değerli Dostum
Değerli Dostum,
Uzun zaman oldu. Aslında sana yazma düşüncesi aklımda yoktu. Fakat çoğu zaman öylesine yalnız hissediyorum ki… Zihnimin biriktirdiklerini paylaşamamak yoruyor beni
Anlaşılmamanın ne demek olduğunu sen de iyi biliyorsun. İnsanların beni artık anlamadıklarını düşünüyorum. Ya da kabullenmekte zorlansam da, galiba onları artık ben anlamıyorum. Nasıl bir dönemde, hangi kuşağın içinde yaşıyorum, inan ki bilmiyorum. Çoğu kez bana bir hamam böceği gibi baktıklarını, bir hastalıktan kaçar gibi uzaklaştıklarını hissedebiliyorum.
Geçenlerde bir kafede oturmuştum. Bir şeyler yazmak istedim birden. Bilirsin beni. Bazen gece yarısı uykudan uyanıp bir kaleme sarılarak kana kana yazdıklarıma şahit olmuşsundur.
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ne Yapmalı (Bir Dönemin Hikâyeleri)
Yaşar aslen Kahramanmaraşlıydı. Evin tek erkek çocuğu, değerli. Kısa yoldan ekmek sahibi olsun diye, o günlerde meşhur olan, sağlık meslek lisesine kaydolması ailece onaylanmış, Yaşar büyük bir hüzün eşliğinde Diyarbakır’a
Rutin Olmayan Bir Yazı
Kitaplığımın üst rafında birkaç sözlük bulunuyor. Arada göz teması kursam da, rafta duran sözlüklerle, elim ve zihnim arasındaki bağın gittikçe zayıfladığını fark ediyorum. Bir kelimenin anlamını merak ettiğimde,
Kaydıraç
Uyku tutmadı. Sağa döndü, sola döndü. Mutfağa doğru götürdü ayakları. İki kaşık yoğurt yedi. Ağzının kenarını, biçimsizce kopardığı kâğıt havluyla sildi. Yine de uyku tutmadı. Komidinin üstündeki telefonunu aldı eline, uçuş modunu kapatıp mobil veriyi açtı:
Sınırın Ardı
Uykusuz gözlerini avcuyla ovuşturarak, biraz olsun kendine gelmeye çalıştı. Yüzüne odaklananlar, gözlerinin kırmızıya çalan rengini seçebiliyordu. Bu halde, ne kadar daha uykuyu mağlup edebilirdi? Evvelki geceyi de uykusuz geçirmiş, sadece kafilenin soluklanmak
Seyyah II
Yine uzun uzun yollar yürüdükten sonra seyyahın yolu bir kasabaya varmış. Bu kasaba; ormanın içinde, ince toprak yolları olan, evleri birbirine mesafeli, güzel, ferah bir yermiş. Kış artık kendini iyice hissettirdiğinden, seyyah hemen kendine kalacak yer bulma kaygısına düşmüş.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.