Uzun zaman oldu. Aslında sana yazma düşüncesi aklımda yoktu. Fakat çoğu zaman öylesine yalnız hissediyorum ki… Zihnimin biriktirdiklerini paylaşamamak yoruyor beni
Anlaşılmamanın ne demek olduğunu sen de iyi biliyorsun. İnsanların beni artık anlamadıklarını düşünüyorum. Ya da kabullenmekte zorlansam da, galiba onları artık ben anlamıyorum. Nasıl bir dönemde, hangi kuşağın içinde yaşıyorum, inan ki bilmiyorum. Çoğu kez bana bir hamam böceği gibi baktıklarını, bir hastalıktan kaçar gibi uzaklaştıklarını hissedebiliyorum.
Geçenlerde bir kafede oturmuştum. Bir şeyler yazmak istedim birden. Bilirsin beni. Bazen gece yarısı uykudan uyanıp bir kaleme sarılarak kana kana yazdıklarıma şahit olmuşsundur.
Thierry Dedieu’nun Yakouba kitabı öğrencilere okunur. Tüm metin baştan sona da okunabilir; ara ara okumayı durdurarak, sorular sorarak öğrenci aktif okuyucu olmaya teşvik edilerek de okunabilir. Görselleriyle birlikte sesli kitap versiyonu da izlettirilebilir:
Yolum, ömrüm boyunca hiç ayak basmadığım; kıssalarda, hikâyelerde, belgesellerde dinleyip gördüğüm çöllerden bir çöle düştü. Yalnız bu çöl diğer çöllerden biraz farklı. Kum taneleri, kelimelerden oluşan bir çöl. Her ayak basışımda kelimeler de yer değiştiriyor.
Zamanın birinde , elinde not defteriyle yollara düşen ve aldığı yollarda kendine yaklaşmanın ümidini taşıyan bir seyyah varmış. Seyyah dediysem ; amaçsız bir gezgin değil kastım. O kendisine yapıştırılan tüm etiketlerden sıyrılıp, dünyayı tanımaya karar veren
Yine uzun uzun yollar yürüdükten sonra seyyahın yolu bir kasabaya varmış. Bu kasaba; ormanın içinde, ince toprak yolları olan, evleri birbirine mesafeli, güzel, ferah bir yermiş. Kış artık kendini iyice hissettirdiğinden, seyyah hemen kendine kalacak yer bulma kaygısına düşmüş.
Yeşil ışığın gözleri kapanmak üzere. Can havliyle gaz pedalına asılanlar, başlarını omuzlarına çekerek ışığın öte yakasına geçmeye gayret ediyor. Birbirine karışıyor kornalar. Camdan dışarı uzanıveriyor eller. Ardından yanan sarı ışığın hüzünden ziyade korkuyu çağrıştıran soğukluğu gözlere yansıyor.
Değerli Dostum
Değerli Dostum,
Uzun zaman oldu. Aslında sana yazma düşüncesi aklımda yoktu. Fakat çoğu zaman öylesine yalnız hissediyorum ki… Zihnimin biriktirdiklerini paylaşamamak yoruyor beni
Anlaşılmamanın ne demek olduğunu sen de iyi biliyorsun. İnsanların beni artık anlamadıklarını düşünüyorum. Ya da kabullenmekte zorlansam da, galiba onları artık ben anlamıyorum. Nasıl bir dönemde, hangi kuşağın içinde yaşıyorum, inan ki bilmiyorum. Çoğu kez bana bir hamam böceği gibi baktıklarını, bir hastalıktan kaçar gibi uzaklaştıklarını hissedebiliyorum.
Geçenlerde bir kafede oturmuştum. Bir şeyler yazmak istedim birden. Bilirsin beni. Bazen gece yarısı uykudan uyanıp bir kaleme sarılarak kana kana yazdıklarıma şahit olmuşsundur.
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
190. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Bir Felsefe Atölyesi Örneği
Thierry Dedieu’nun Yakouba kitabı öğrencilere okunur. Tüm metin baştan sona da okunabilir; ara ara okumayı durdurarak, sorular sorarak öğrenci aktif okuyucu olmaya teşvik edilerek de okunabilir. Görselleriyle birlikte sesli kitap versiyonu da izlettirilebilir:
Anahtar Kelimeler
Yolum, ömrüm boyunca hiç ayak basmadığım; kıssalarda, hikâyelerde, belgesellerde dinleyip gördüğüm çöllerden bir çöle düştü. Yalnız bu çöl diğer çöllerden biraz farklı. Kum taneleri, kelimelerden oluşan bir çöl. Her ayak basışımda kelimeler de yer değiştiriyor.
Seyyah
Zamanın birinde , elinde not defteriyle yollara düşen ve aldığı yollarda kendine yaklaşmanın ümidini taşıyan bir seyyah varmış. Seyyah dediysem ; amaçsız bir gezgin değil kastım. O kendisine yapıştırılan tüm etiketlerden sıyrılıp, dünyayı tanımaya karar veren
Seyyah II
Yine uzun uzun yollar yürüdükten sonra seyyahın yolu bir kasabaya varmış. Bu kasaba; ormanın içinde, ince toprak yolları olan, evleri birbirine mesafeli, güzel, ferah bir yermiş. Kış artık kendini iyice hissettirdiğinden, seyyah hemen kendine kalacak yer bulma kaygısına düşmüş.
Kaplumbağa Hızına Ulaşmak
Yeşil ışığın gözleri kapanmak üzere. Can havliyle gaz pedalına asılanlar, başlarını omuzlarına çekerek ışığın öte yakasına geçmeye gayret ediyor. Birbirine karışıyor kornalar. Camdan dışarı uzanıveriyor eller. Ardından yanan sarı ışığın hüzünden ziyade korkuyu çağrıştıran soğukluğu gözlere yansıyor.
Alışverişe devam et