Çocuğu kadını, yaşlıyı, engelliyi ayırmaksızın işgalci İsrail’in binlerce masum insanı hunharca katlettiği izlendi ekranlarda. Yüzbinlerce sivilin yurtlarından sürüldüğüne; elektrikten, sudan, temel gıda maddelerinden mahrum bırakıldığına; hastanelerin, ambulansların, okulların, camilerin, evlerin bombalandığına, Gazze halkının sürgün veya toplu ölümden birini tercih etmeye zorlandığına ve onlara soykırım yapıldığına tanık oldu bütün dünya.
Gazze ile bir kez daha denenmektedir, başta Müslümanlar olmak üzere, bütün insanlık. Bir kez daha ayrışıyor zulmün karşısında ve adaletin yanında yer alanlar ile işgale ve soykırıma ortak olanlar, seyirci kalanlar.
Hamas’ı terör örgütü olarak görenler…
Hamas’ın İsrail’in ajanlığını yaptığını ileri sürenler…
ABD ve işgalci Yahudi Devleti’nin haklı olduğunu, Hamas’ın ise yanlış yaptığını ileri sürenler…
Bu yazının devamı
214. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ahlâkın toplumda bir geçerlilik ve gerçeklik kazanabilmesi için bireyin kendisinde bulunanlardan daha üstün bir değere sahip ahlâki güçler olduğu ve bu güçlere boyun eğecek şekilde yetiştirilmiş olması gerektiği kabul edilmelidir. Bunu sağlamanın yolu da otoritenin varlığını kabul etmekten geçmektedir zira hiçbir duygu otorite duygusunun içine sızamamakta ve onu etkileyememektedir
Belirli bir zihniyet ya da dünya görüşünden sökün eden toplumsal hareketlere yaklaşırken tek bir çizgi üzerinde seyreden çıkış ve iniş noktaları aramak yanıltıcı olabilir. Doğrusal bir yükselme ya da tek yönlü sabit bir alçalma eğrisi var kabul ederek yapılan okumalar, karmaşık düşünsel ve toplumsal süreçleri anlamak için yeterli olmayabilir.
Doğal ya da beşer eliyle oluşmuş felaketler nedeniyle insanların normal yaşamları alt üst olmakta, toplumsal ve bireysel planda temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri organizasyonları ortadan kalkmakta,
Gözetim ve gözetleme olgusunun insanlık tarihi kadar geçmişe dayandığı ve her dönemin kendine has unsurları ile görünür olduğu kabul edilmektedir. Modern bir tarih okumasıyla duruma bakacak olursak; Ortaçağın sonlarına kadar Tanrı’nın hükümranlığının etkin olduğu bir dünyadan bahsedebiliriz. Yeniçağ ile birlikte hükümdarların Tanrı’dan rol çalarak kendilerini Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri ilan etmeleri, hükümdarların hükümranlığının daha baskın olduğu bir sürece geçildiğini göstermektedir.
Meğer İsrail Gazze’nin Dışında Hemen Her Yeri İşgal Etmiş
Çocuğu kadını, yaşlıyı, engelliyi ayırmaksızın işgalci İsrail’in binlerce masum insanı hunharca katlettiği izlendi ekranlarda. Yüzbinlerce sivilin yurtlarından sürüldüğüne; elektrikten, sudan, temel gıda maddelerinden mahrum bırakıldığına; hastanelerin, ambulansların, okulların, camilerin, evlerin bombalandığına, Gazze halkının sürgün veya toplu ölümden birini tercih etmeye zorlandığına ve onlara soykırım yapıldığına tanık oldu bütün dünya.
Gazze ile bir kez daha denenmektedir, başta Müslümanlar olmak üzere, bütün insanlık. Bir kez daha ayrışıyor zulmün karşısında ve adaletin yanında yer alanlar ile işgale ve soykırıma ortak olanlar, seyirci kalanlar.
Hamas’ı terör örgütü olarak görenler…
Hamas’ın İsrail’in ajanlığını yaptığını ileri sürenler…
Topraklarından zorla sürülen insanları, “topraklarını sattılar” yalanıyla suçlayanlar…
ABD ve işgalci Yahudi Devleti’nin haklı olduğunu, Hamas’ın ise yanlış yaptığını ileri sürenler…
Bu yazının devamı 214. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hukukun Profesyonelleşmesi ve Yabancılaşma: İbn Haldun’un Devlet Kuramından Bir Okuma
Bu yazı, İbn Haldun’un umran bilimi (beşerî bilimler/humanities) ve asabiyye kuramı çerçevesinde hukukun profesyonelleşmesi sorununu ele almaktadır.
Ahlâkın Sosyolojisi Sosyolojinin Ahlâkı
Ahlâkın toplumda bir geçerlilik ve gerçeklik kazanabilmesi için bireyin kendisinde bulunanlardan daha üstün bir değere sahip ahlâki güçler olduğu ve bu güçlere boyun eğecek şekilde yetiştirilmiş olması gerektiği kabul edilmelidir. Bunu sağlamanın yolu da otoritenin varlığını kabul etmekten geçmektedir zira hiçbir duygu otorite duygusunun içine sızamamakta ve onu etkileyememektedir
Zihniyet Manzaramız: Bir Bilanço Taslağı
Belirli bir zihniyet ya da dünya görüşünden sökün eden toplumsal hareketlere yaklaşırken tek bir çizgi üzerinde seyreden çıkış ve iniş noktaları aramak yanıltıcı olabilir. Doğrusal bir yükselme ya da tek yönlü sabit bir alçalma eğrisi var kabul ederek yapılan okumalar, karmaşık düşünsel ve toplumsal süreçleri anlamak için yeterli olmayabilir.
İnsani Yardım Stratejisinin ve İnfak Fıkhının Üretilmesi Neden Gereklidir
Doğal ya da beşer eliyle oluşmuş felaketler nedeniyle insanların normal yaşamları alt üst olmakta, toplumsal ve bireysel planda temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri organizasyonları ortadan kalkmakta,
Yasaların Gözetiminde Hayat
Gözetim ve gözetleme olgusunun insanlık tarihi kadar geçmişe dayandığı ve her dönemin kendine has unsurları ile görünür olduğu kabul edilmektedir. Modern bir tarih okumasıyla duruma bakacak olursak; Ortaçağın sonlarına kadar Tanrı’nın hükümranlığının etkin olduğu bir dünyadan bahsedebiliriz. Yeniçağ ile birlikte hükümdarların Tanrı’dan rol çalarak kendilerini Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri ilan etmeleri, hükümdarların hükümranlığının daha baskın olduğu bir sürece geçildiğini göstermektedir.
Alışverişe devam et