Çocuğu kadını, yaşlıyı, engelliyi ayırmaksızın işgalci İsrail’in binlerce masum insanı hunharca katlettiği izlendi ekranlarda. Yüzbinlerce sivilin yurtlarından sürüldüğüne; elektrikten, sudan, temel gıda maddelerinden mahrum bırakıldığına; hastanelerin, ambulansların, okulların, camilerin, evlerin bombalandığına, Gazze halkının sürgün veya toplu ölümden birini tercih etmeye zorlandığına ve onlara soykırım yapıldığına tanık oldu bütün dünya.
Gazze ile bir kez daha denenmektedir, başta Müslümanlar olmak üzere, bütün insanlık. Bir kez daha ayrışıyor zulmün karşısında ve adaletin yanında yer alanlar ile işgale ve soykırıma ortak olanlar, seyirci kalanlar.
Hamas’ı terör örgütü olarak görenler…
Hamas’ın İsrail’in ajanlığını yaptığını ileri sürenler…
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor. Hastalığa mı üzülmeli, acıdan kıvranan hastanın nâdânlığına mı?
Tören/ritüel ile kuram arasında bağ kuran Baudrillard, kuramın tören gibi karmaşa ve suç ortaklığına izin vermediğini iddia eder. Ona göre kavramlara diyalektik bir nitelik kazandırarak onları evrenselleştirmek gibi bir amacı olmayan kuram, tören gibi “şiddet” yüklüdür. Bu şiddetin amacı; şeyler ya da kavramların gelişigüzel bir şekilde yan yana getirilmelerini engellemek, farklılık üretmek, araya mesafe koymak ve birbirine karışan şeylerin tekrar yerli yerine oturmasını sağlamaktır.
Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler Giriş Bu makalede kimlik kavramı felsefenin kimliği üzerinden ele alınmaya çalışılıyor. Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi. Bir şekilde …
Meğer İsrail Gazze’nin Dışında Hemen Her Yeri İşgal Etmiş
Çocuğu kadını, yaşlıyı, engelliyi ayırmaksızın işgalci İsrail’in binlerce masum insanı hunharca katlettiği izlendi ekranlarda. Yüzbinlerce sivilin yurtlarından sürüldüğüne; elektrikten, sudan, temel gıda maddelerinden mahrum bırakıldığına; hastanelerin, ambulansların, okulların, camilerin, evlerin bombalandığına, Gazze halkının sürgün veya toplu ölümden birini tercih etmeye zorlandığına ve onlara soykırım yapıldığına tanık oldu bütün dünya.
Gazze ile bir kez daha denenmektedir, başta Müslümanlar olmak üzere, bütün insanlık. Bir kez daha ayrışıyor zulmün karşısında ve adaletin yanında yer alanlar ile işgale ve soykırıma ortak olanlar, seyirci kalanlar.
Hamas’ı terör örgütü olarak görenler…
Hamas’ın İsrail’in ajanlığını yaptığını ileri sürenler…
Topraklarından zorla sürülen insanları, “topraklarını sattılar” yalanıyla suçlayanlar…
ABD ve işgalci Yahudi Devleti’nin haklı olduğunu, Hamas’ın ise yanlış yaptığını ileri sürenler…
Bu yazının devamı 214. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
214. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Gaslighting: Gaz Lambasının Unutulmaz Marifetleri
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
İnsan Haklarını Konuşmak ‘Kışkırtılmış İnsan’dan ‘Yaratılmış İnsana’
Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor. Hastalığa mı üzülmeli, acıdan kıvranan hastanın nâdânlığına mı?
Yası Tutul(a)mayan ve Yüzü Başkasında Yok Sayılanların Varlığı Üzerine
Toplama kamplarında, yaşadıkları şehirlerde, evlerinde, kişiler şiddet aracılığıyla biçimlendirilerek sistematik bir şekilde öldürülmüşlerdi.
Bir “Şiddet” Filozofu Olarak Baudrillard
Tören/ritüel ile kuram arasında bağ kuran Baudrillard, kuramın tören gibi karmaşa ve suç ortaklığına izin vermediğini iddia eder. Ona göre kavramlara diyalektik bir nitelik kazandırarak onları evrenselleştirmek gibi bir amacı olmayan kuram, tören gibi “şiddet” yüklüdür. Bu şiddetin amacı; şeyler ya da kavramların gelişigüzel bir şekilde yan yana getirilmelerini engellemek, farklılık üretmek, araya mesafe koymak ve birbirine karışan şeylerin tekrar yerli yerine oturmasını sağlamaktır.
Felsefenin Bir Kimliği Var mı? Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler Giriş Bu makalede kimlik kavramı felsefenin kimliği üzerinden ele alınmaya çalışılıyor. Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi. Bir şekilde …
Alışverişe devam et