Hocam öncelikle kitabınız hayırlı olsun. Kitabın ciddi bir emek ürünü olduğunu görüyoruz. Kitabın temel tezi hakkında neler söylemek istersiniz?
Çok teşekkür ederim. Edebiyat ideolojik bir amacı, kaygıyı, kimliğe öncelediği zaman bunun edebiyata, edebiyatın bütün türlerine az veya çok yansımaları olur. Şüphesiz ki önemli bir edebî tür olan roman ve romanın önemli bir öğesi olan tasvir de bu ideolojik amaç ve kimlikten payını alır. Tasvir, ideolojik bir kimliğe büründüğü zaman ister istemez kişi, mekân, kıyafet, beden, etnik kimlik, inanç gibi unsurlara bakış değişmekte hatta çoğu zaman keskin/mutlak karşıtlıklara yaslanmakta, bir sempati-antipati paradoksu devreye girmektedir. Çünkü ideolojik zemine inşa edilen merkez bakışın ben/biz ve ötekilere, onların mekân, beden, inanç, kıyafet gibi unsurlara bakışı, onları sunuşu, anılan karşıtlık zemini dolayısıyla genellikle karşıt renklerde olmaktadır. Bu da genellikle yazarın zihninin, ideolojik bakışının ürünü tek renkli, tek boyutlu, keskin sınırlara dayalı siyah beyaz tasvirleri, siyah beyaz unsurları beraberinde getirmektedir. Neticede ortaya konan ben/biz veya öteki, iki tarafa ait unsurlar, kendi kimliklerinden ziyade yazarın onlara giydirdiği kimlikle varlık bulmaktadır. Böylece daha kuşatıcı, evrensel, geniş bir zamanı ve mekânı içeren bakış açısı devre dışı kalmaktadır. Çünkü ideolojiden hareket eden tasvirde amaç sadece bir gerçekliği veya olanı, olduğu gibi veya olana yakın bir şekilde sunmak değildir. Milliyetçi bir ideolojide etnik ötekilere dair imajlar, oryantalist metinlerde Doğu’ya, siyahilere, Araplara, egzotik öğelere dair basmakalıp yargılar ve imajlar, Toplumcu gerçekçi bir romanda dindarlara dair önyargılı, ötekileştirici tek tip sunumlar, ideolojik göstergeler buna örnek olarak verilebilir. Bütün bunlar kendilerini bir yolla metinde, dolayısıyla tasvirde belli etmektedir. Kitabın temel tezi aşağı yukarı budur.
Kitabınızda da dile getirdiğiniz gibi edebiyat ile ideoloji arasında kopmaz bir bağın olduğunu görüyoruz. Edebiyatın ideolojinin emrinde olmasının ne gibi sakıncaları vardır?
Bu yazının devamı
221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çocuk edebiyatının mahiyeti, değer üretimi, tarihi seyri,yazarlığı, çizerliği, eğitim ve öğretimi bunlarla beraber çocuk kitapları yayıncılığı, editörlüğü ve daha birçok alan araştırma ve incelenmeye değer konular olsa da çocuk edebiyatının merkezinde çocuklar vardır.
Bir yönetmeni tanımak için onun ilk dönem çalışmalarını incelemek gerekebilir. Her ne kadar ilk dönemler bir yönetmeni tanımak için güç ya da erken olsa da bu safha yönetmeni tanımak için bir önsözü andırır. Yasak Rüya (2005), Mizansen (2006), Saat Kaç (2006), Kayıp Zaman Düşleri (2007) ve İstanbul (2007) yönetmenin ilk yaptığı kısa filmler.
Allah’ın ilk emri “Oku!” olmuştur. Peşinden gelen ayetlerde de Rabbimiz “Kalem” üzerine yemin etmiştir ki yazmak fiili bizzat şahitlik yapsın. Yazar olmak eline kalemi alıp aklından geçenleri yazmakla olmaz. Yazarlık mesleğini icra etmek isteyen kişinin ilk olarak okumayı sevmesi,
Her gece uyuyor her sabah uyanıyoruz. Uyurken ayağımız yerden kesiliyor, düşler görüyoruz. Uyandığımız her sabahla beraber, yeni hayatları kucağımızda bularak hikâyemize yeni sayfalar ekliyoruz. Elimize en nihayetinde tutuşturulacak kitaplarımız bu sayfalardan oluşuyor.
Özellikle ebeveynin, çocuğun dünyasına girmekten ziyade çocuğu, cep telefonunun, televizyonun terk etiğini görmek bizi üzüyor. Büyükler çocuklara bir şeyler öğretme telaşındalarsa alsında onların dünyalarına kendilerini bıraksalar, onlardan öğrenecek o kadar çok şeyleri var ki…
Edebiyatta, Romanda İdeolojik Tasvirler ve Çizimler Üzerine
Söyleşi: Ömer Karataş
Hocam öncelikle kitabınız hayırlı olsun. Kitabın ciddi bir emek ürünü olduğunu görüyoruz. Kitabın temel tezi hakkında neler söylemek istersiniz?
Çok teşekkür ederim. Edebiyat ideolojik bir amacı, kaygıyı, kimliğe öncelediği zaman bunun edebiyata, edebiyatın bütün türlerine az veya çok yansımaları olur. Şüphesiz ki önemli bir edebî tür olan roman ve romanın önemli bir öğesi olan tasvir de bu ideolojik amaç ve kimlikten payını alır. Tasvir, ideolojik bir kimliğe büründüğü zaman ister istemez kişi, mekân, kıyafet, beden, etnik kimlik, inanç gibi unsurlara bakış değişmekte hatta çoğu zaman keskin/mutlak karşıtlıklara yaslanmakta, bir sempati-antipati paradoksu devreye girmektedir. Çünkü ideolojik zemine inşa edilen merkez bakışın ben/biz ve ötekilere, onların mekân, beden, inanç, kıyafet gibi unsurlara bakışı, onları sunuşu, anılan karşıtlık zemini dolayısıyla genellikle karşıt renklerde olmaktadır. Bu da genellikle yazarın zihninin, ideolojik bakışının ürünü tek renkli, tek boyutlu, keskin sınırlara dayalı siyah beyaz tasvirleri, siyah beyaz unsurları beraberinde getirmektedir. Neticede ortaya konan ben/biz veya öteki, iki tarafa ait unsurlar, kendi kimliklerinden ziyade yazarın onlara giydirdiği kimlikle varlık bulmaktadır. Böylece daha kuşatıcı, evrensel, geniş bir zamanı ve mekânı içeren bakış açısı devre dışı kalmaktadır. Çünkü ideolojiden hareket eden tasvirde amaç sadece bir gerçekliği veya olanı, olduğu gibi veya olana yakın bir şekilde sunmak değildir. Milliyetçi bir ideolojide etnik ötekilere dair imajlar, oryantalist metinlerde Doğu’ya, siyahilere, Araplara, egzotik öğelere dair basmakalıp yargılar ve imajlar, Toplumcu gerçekçi bir romanda dindarlara dair önyargılı, ötekileştirici tek tip sunumlar, ideolojik göstergeler buna örnek olarak verilebilir. Bütün bunlar kendilerini bir yolla metinde, dolayısıyla tasvirde belli etmektedir. Kitabın temel tezi aşağı yukarı budur.
Kitabınızda da dile getirdiğiniz gibi edebiyat ile ideoloji arasında kopmaz bir bağın olduğunu görüyoruz. Edebiyatın ideolojinin emrinde olmasının ne gibi sakıncaları vardır?
Bu yazının devamı 221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Çocuk Edebiyatının Başkahramanı Çocuklarla “Kitaba” ve “Okumaya” Dair
Çocuk edebiyatının mahiyeti, değer üretimi, tarihi seyri,yazarlığı, çizerliği, eğitim ve öğretimi bunlarla beraber çocuk kitapları yayıncılığı, editörlüğü ve daha birçok alan araştırma ve incelenmeye değer konular olsa da çocuk edebiyatının merkezinde çocuklar vardır.
Şiir ve Edebiyatın İzinde Sinemayı Anlamak
Bir yönetmeni tanımak için onun ilk dönem çalışmalarını incelemek gerekebilir. Her ne kadar ilk dönemler bir yönetmeni tanımak için güç ya da erken olsa da bu safha yönetmeni tanımak için bir önsözü andırır. Yasak Rüya (2005), Mizansen (2006), Saat Kaç (2006), Kayıp Zaman Düşleri (2007) ve İstanbul (2007) yönetmenin ilk yaptığı kısa filmler.
Yazarlık Serüveni ve Çocuk Edebiyatı Üzerine
Allah’ın ilk emri “Oku!” olmuştur. Peşinden gelen ayetlerde de Rabbimiz “Kalem” üzerine yemin etmiştir ki yazmak fiili bizzat şahitlik yapsın. Yazar olmak eline kalemi alıp aklından geçenleri yazmakla olmaz. Yazarlık mesleğini icra etmek isteyen kişinin ilk olarak okumayı sevmesi,
“Serçe Risalesi” Üzerine
Her gece uyuyor her sabah uyanıyoruz. Uyurken ayağımız yerden kesiliyor, düşler görüyoruz. Uyandığımız her sabahla beraber, yeni hayatları kucağımızda bularak hikâyemize yeni sayfalar ekliyoruz. Elimize en nihayetinde tutuşturulacak kitaplarımız bu sayfalardan oluşuyor.
“Çocukları Keşfetmek” Üzerine
Özellikle ebeveynin, çocuğun dünyasına girmekten ziyade çocuğu, cep telefonunun, televizyonun terk etiğini görmek bizi üzüyor. Büyükler çocuklara bir şeyler öğretme telaşındalarsa alsında onların dünyalarına kendilerini bıraksalar, onlardan öğrenecek o kadar çok şeyleri var ki…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.