İslamcılık bitti, İslamcılık zaten tarihin en büyük felaketi, din elden gitti, din iyi ki elden gitti, din elden gitmeli, İslam diye bir şey kalmadı vs… Bu ve benzeri söylemlerle çokça karşılaştığımız bu günlerde aklımıza ‘Din’e karşı ciddi bir yorgunluk mu oluştu? Müslümanlar bir yılgınlık mı yaşıyor? Bu ve benzeri söylemlerin asıl sebebi nedir? İslam, tarihte ve bugün ne gibi sorunlarla karşılaştı ve Müslümanlar bu sorunlarla ne kadar baş edebildi? İslam tarihi boyunca ve bugün yanlış giden ne idi ki bu söylemler normalleşti? Müslümanların sorumlulukları nelerdi ve bugün ne? Gibi sorular geldi aklımıza. İşte bu röportajda elli küsür yıllık yazarlık tecrübesi ve geniş ufku ile hep bizlerin ağabeyi olmuş sevgili Atasoy Müftüoğlu ile bu sorulara cevaplar aradık. Şimdi sizi, İslam’ı ve Müslümanları hep en büyük derdi bilmiş üstad ile baş başa bırakıyoruz.
İslam tarihi ve İslam düşünce tarihi hakkında ne zaman konuşsak siyasî, sosyal ve ilmî sahadaki düşüş ve gerilemelerden bahsedilir. Düşüşü veya gerilemeyi resmeden süreci tarif edebilir misiniz? Nedir gerileme ve düşüş?
Bizler, İslam dünyası toplumları, herhangi bir sorun ile karşı karşıya geldiğimizde genellikle bu sorunların dışarıdan kaynaklandığını düşünürüz ya da iddia ederiz. Hâlbuki bütün bu sorunlar iç nedenlerden de kaynaklanıyor olabilir.
Bu yazının devamı
197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Cemâleddîn Efgânî çokça yanlış tanınan, çokça eleştirilen, çokça istismar edilen, çokça konuşulup/tartışılan ve belki de çok az anlaşılan bir isim. Son yüzyıllarda İslam Dünyasında hatta Dünyada bu kadar etkili olmuş ikinci bir isim bulmak gerçekten zor.
“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.” der, Yasemin Işıktaş. Hukukun tanımlanması noktasında bir mutabakat sağlanamamış olsa da hukukun toplumsal düzeni korumak için var olan bir sistem olduğu gerçeği herkes tarafından kabul edilmektedir. Tarihe baktığımızda hukukun
Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa modern düşünce ve dönemi inşa edecek olan Entelektüel geçiyor. Yani Hristiyanlığı temsil eden din adamının entelektüel kuvveti azalınca ve hadiseleri anlama ve açıklayıcı olmakta zorlanınca,
Gerek üniversite, gerek sivil toplum kuruluşları, gerekse de toplumsal tepkilerin ekseriyeti Filistin’in yanında, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı şiddet ve ‘soykırım’ sarmalının karşısında… Olayın bir de entelektüel, akademik dünyaya yansımaları söz konusu.
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler
İslamcılık ve Müslümanlar Üzerine
Röportaj: Haluk Polat, M. Kadir Yeşilbaş
İslamcılık bitti, İslamcılık zaten tarihin en büyük felaketi, din elden gitti, din iyi ki elden gitti, din elden gitmeli, İslam diye bir şey kalmadı vs… Bu ve benzeri söylemlerle çokça karşılaştığımız bu günlerde aklımıza ‘Din’e karşı ciddi bir yorgunluk mu oluştu? Müslümanlar bir yılgınlık mı yaşıyor? Bu ve benzeri söylemlerin asıl sebebi nedir? İslam, tarihte ve bugün ne gibi sorunlarla karşılaştı ve Müslümanlar bu sorunlarla ne kadar baş edebildi? İslam tarihi boyunca ve bugün yanlış giden ne idi ki bu söylemler normalleşti? Müslümanların sorumlulukları nelerdi ve bugün ne? Gibi sorular geldi aklımıza. İşte bu röportajda elli küsür yıllık yazarlık tecrübesi ve geniş ufku ile hep bizlerin ağabeyi olmuş sevgili Atasoy Müftüoğlu ile bu sorulara cevaplar aradık. Şimdi sizi, İslam’ı ve Müslümanları hep en büyük derdi bilmiş üstad ile baş başa bırakıyoruz.
İslam tarihi ve İslam düşünce tarihi hakkında ne zaman konuşsak siyasî, sosyal ve ilmî sahadaki düşüş ve gerilemelerden bahsedilir. Düşüşü veya gerilemeyi resmeden süreci tarif edebilir misiniz? Nedir gerileme ve düşüş?
Bu yazının devamı 197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Cemâleddîn Efgânî, Etkileri ve Hakkındaki Tartışmalara Dair
Cemâleddîn Efgânî çokça yanlış tanınan, çokça eleştirilen, çokça istismar edilen, çokça konuşulup/tartışılan ve belki de çok az anlaşılan bir isim. Son yüzyıllarda İslam Dünyasında hatta Dünyada bu kadar etkili olmuş ikinci bir isim bulmak gerçekten zor.
Toplumsal Düzeni Sağlayan Hukukumuzun Çıkmazları Üzerine
“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.” der, Yasemin Işıktaş. Hukukun tanımlanması noktasında bir mutabakat sağlanamamış olsa da hukukun toplumsal düzeni korumak için var olan bir sistem olduğu gerçeği herkes tarafından kabul edilmektedir. Tarihe baktığımızda hukukun
İktidarın Soykütükleri
Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa modern düşünce ve dönemi inşa edecek olan Entelektüel geçiyor. Yani Hristiyanlığı temsil eden din adamının entelektüel kuvveti azalınca ve hadiseleri anlama ve açıklayıcı olmakta zorlanınca,
Filozofun Gazze ile İmtihanına Dair
Gerek üniversite, gerek sivil toplum kuruluşları, gerekse de toplumsal tepkilerin ekseriyeti Filistin’in yanında, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı şiddet ve ‘soykırım’ sarmalının karşısında… Olayın bir de entelektüel, akademik dünyaya yansımaları söz konusu.
Panoptikon’un Evrimi ve Şiddet İlişkisi Üzerine
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler
Alışverişe devam et