1900’lü yıllarda hareketli resimlerin, bir sanatın doğuşuna olanak sağlayacağını düşünmek o dönemde anlaşılması güç bir durum olabilirdi. Ancak bu sanatın, günümüze kadar gelen süreç içerisinde nasıl bir gelişim ve değişim geçirdiğini düşündüğümüzde, sinemanın insanları etkileme ve büyülemede önemli bir rolü olduğunu söylemek zor bir durum olmasa gerek. Ortaya çıktığı ilk yıllardan bugüne kadar tekniğin ve teknolojinin olanaklarıyla sürekli gelişen sinema, yeni ürünler (filmler) ortaya çıkararak, bir endüstrinin doğuşunu da beraberinde getirir. Artık insanlar sadece eğlenmemekte, boş vakitlerini harcamamaktadır. Seyirlik bir durum, haz veren bir araç halini almanın ötesine geçerek, Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstrisine” dönüşmeye başlamaktadır. Film üretimi basit bir macera değilse o halde, film yapım ve dağıtım şirketlerinin daha fazla kâra odaklanarak sinemanın bir sanat olup olmadığı tartışmasının bir kez daha gündeme getirir. Bu tartışmalara son nokta konulmadığına göre sözü Duhamel’e şu sözlerine vererek bir girişle başlayalım:
“Ancak kölelere uygun düşebilecek bir vakit öldürme aracı, sıkıntılarının altında ezilen, bilgisiz, yoksul, çalışmaktan posaları çıkmış yaratıklar için düşünülebilecek bir eğlence…
Bu yazının devamı
190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bir ülke sinemasında eğitim ve eğitimciler konusu araştırıldığında bunun farklı bileşenleri olduğu gözlenebilir. Nitekim sinemamızda 1960-1990 yılları arasında eğitimci/öğretmen mevzusunu ele alan yapımlara bakıldığında askeri vesayet,
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Bir insan kaç yaşına kadar okuyabilir, niçin okur, okumanın, öğrenmenin yaşı veya sınırı var mıdır? Okumak nasıl bir özgünlük ya da özgürlük sunar? Yolumuzu aydınlatmak için eğitimli olmak şart mıdır, eğitim olmadan da özgür olamaz mıyız?
Görsel bir çağda yaşıyoruz ve hareketli görüntüler, hayatımızı şekillendirmede büyük bir rol oynuyor. Filmler bize bir şeyler öğretebilir, bazı konular hakkında bizleri haberdar
Ölümlü olma düşüncesi tarihin başından beri insanoğlunun peşini bırakmayan açık yarası olmuştur. Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine şu sözleri söylemiştir: “Yüreğim umutsuzluk içinde.
Truman Show: Bir Gerçeklik Yanılsaması ve Medya Eleştirisi
1900’lü yıllarda hareketli resimlerin, bir sanatın doğuşuna olanak sağlayacağını düşünmek o dönemde anlaşılması güç bir durum olabilirdi. Ancak bu sanatın, günümüze kadar gelen süreç içerisinde nasıl bir gelişim ve değişim geçirdiğini düşündüğümüzde, sinemanın insanları etkileme ve büyülemede önemli bir rolü olduğunu söylemek zor bir durum olmasa gerek. Ortaya çıktığı ilk yıllardan bugüne kadar tekniğin ve teknolojinin olanaklarıyla sürekli gelişen sinema, yeni ürünler (filmler) ortaya çıkararak, bir endüstrinin doğuşunu da beraberinde getirir. Artık insanlar sadece eğlenmemekte, boş vakitlerini harcamamaktadır. Seyirlik bir durum, haz veren bir araç halini almanın ötesine geçerek, Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstrisine” dönüşmeye başlamaktadır. Film üretimi basit bir macera değilse o halde, film yapım ve dağıtım şirketlerinin daha fazla kâra odaklanarak sinemanın bir sanat olup olmadığı tartışmasının bir kez daha gündeme getirir. Bu tartışmalara son nokta konulmadığına göre sözü Duhamel’e şu sözlerine vererek bir girişle başlayalım:
“Ancak kölelere uygun düşebilecek bir vakit öldürme aracı, sıkıntılarının altında ezilen, bilgisiz, yoksul, çalışmaktan posaları çıkmış yaratıklar için düşünülebilecek bir eğlence…
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
1980’li Yıllarda Türkiye’de Öğretmen (1988) Olmak
Bir ülke sinemasında eğitim ve eğitimciler konusu araştırıldığında bunun farklı bileşenleri olduğu gözlenebilir. Nitekim sinemamızda 1960-1990 yılları arasında eğitimci/öğretmen mevzusunu ele alan yapımlara bakıldığında askeri vesayet,
Diasporaki “Canım Öğretmenim” Dertlere Deva Olabilir Mi?
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Birinci Sınıf’ta Eğitim ve Özgürlük Arayışı
Bir insan kaç yaşına kadar okuyabilir, niçin okur, okumanın, öğrenmenin yaşı veya sınırı var mıdır? Okumak nasıl bir özgünlük ya da özgürlük sunar? Yolumuzu aydınlatmak için eğitimli olmak şart mıdır, eğitim olmadan da özgür olamaz mıyız?
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Demir Dev ve Ben Filistinliyim
Görsel bir çağda yaşıyoruz ve hareketli görüntüler, hayatımızı şekillendirmede büyük bir rol oynuyor. Filmler bize bir şeyler öğretebilir, bazı konular hakkında bizleri haberdar
Ölümsüzler Köyü
Ölümlü olma düşüncesi tarihin başından beri insanoğlunun peşini bırakmayan açık yarası olmuştur. Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine şu sözleri söylemiştir: “Yüreğim umutsuzluk içinde.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.