• MAHALLEDEN (XI)

    AĞZIMDAKİ BAKLA

    Yazar: Nurhayat Hangül

     

    Klavye başında avazı çıktığı kadar bağıranlara selam olsun!

    ‘’Kara bahtına” boyun bükmüş bu millete yol göstermenin tekniği, sosyal medya araçları başında müşrik aramak mıdır?

    Yüzüne karşı dile getiremeyeceğiniz günahlarını, âleme ihbar etmek midir: İyilik. “Birr!” demek parmaklarınızı sağa sola oynatmak mıdır? Salih amellerinizden mi sayıyorsunuz; “Müslümanım” diyen birinin (velevki Müslüman olmasın) günahlarını, kusurlarını ifşa etmeyi?..

    O kadar okumuşsunuz ki bir numara makale yazarları gibi söz üretebiliyorsunuz, itirazcılıkta kimse sizleri geçemez. Kıra döke yazdıklarınıza öbür mahalle alkış tutuyor.

    Müşriklerin âdeti değil miydi; Mekke döneminde karalama kampanyaları ile Müslümanları gözden düşürme taktikleri?

    Dedi-kodudan ne farkı kaldı elektronik postanın, ellerinizin titrediğini kimse görmüyor nasılsa… Ne iktidar kalıyor, ne Müslüman, ne hoca, ne de imam; size göre bütün malûl-ü beşer ortada… Continue Reading

    2 Temmuz 2016 • Genel, Nurhayat Hangül

  • TOPLUMSAL KURTARICILAR YA DA TOPLUMA MUSALLAT OLANLAR

    Yazar: Nurettin Özcan

     

    İliklerimize kadar tuhaf bir çağı yaşıyoruz; soğuk, sert, güvensiz ve netameli… Hangi yana baksanız orada toplumsal yükselmenin sözcülüğünü yapan sahte figürler… Her devirde beliren ve ardı arkası bir türlü kesilmeyen azametli(!) kurtarıcılar… Ve bu kurtarıcıların zorla oluşturmaya çalıştıkları ideolojik ve kirli siyasal kimlik inşaları yüzünden sürekli zihinleri zehirlenen kalabalıklar… Bu cesaret kırıcı dünyanın içinde cereyan eden hileleri, sembollerle dolu muhayyilemizin dışına çıkıp acaba bir gün farkedebilecek miyiz? Acaba bu ince hüneri bütün kaba çizgilerimize rağmen yine de bir gün gösterebilecek miyiz? Bu durum şimdilik kolay görülmüyor. Çünkü bizi şekillendirmeyi amaçlayan ve içimizde, ta derunumuzda duymamız istenen mesajlar, insanlık tabiatının aşina olmadığı tamamen yabancı, aldatıcı ve ayartıcı mesajlardır. Yönetim baronlarının palazlandırdığı, hiçbir kafa ve gönül derdi olmayan sokak ulemâlarının da katkısıyla tam bir uyurgezere çevrilen kalabalıklar öylesine yolu izi belirsiz alanlara itilmektedirler ki, modern çağda yaşayan insanlar için geçen her an, sanki bir tufan öncesi yaşanan zaman gibidir. Ama ne gariptir ki hangi devirde hangi sistem kendi varlığını hissettirmeye başlarsa kalabalıklar da o şartlara uygun düşen yeni bahaneleri ve kendilerini haklı gösterecek avuntuları bulmakta gecikmemektedirler. Continue Reading

    1 Temmuz 2016 • Genel, Nurettin Özcan

  • SÖZÜN SESİNİ KISMAK

    Yazar: Ferda Kürün Bütün

     

    Söz vardı keserdi savaşı, söz vardı getirirdi barışı, söz vardı…
    Sözün sahiplerine bir şeyler oldu, seslendirdikleri sözün sesini kısar oldular. Eskisi kadar mikrofon kullanamaz, sözü yüreklere duyuramaz oldular. Ya aba altından sopa gösterildi ya da ağza bir parmak bal çalındı.
    Söz ne kadar asil olursa olsun seslendirenler onu kısık sesle söylüyorsa ortada bir sorun var demektir. Sözün sahibi söylenmeye başladımı söz artık israf olmaya başlamıştır. Yada cesaretini kaybetmiş, fincancı katırlarını ürkütme sorumluluğunu es geçmiştir.
    “Haykır kime lakin
    Hani sahipleri yurdun
    Ellerdi yatanlar
    Sağa baktım sol baktım
    Feryadımı bağırarak naşımı tuttum
    Bin parça edip
    Şiirime gömdüm de bıraktım” Continue Reading

    9 Şubat 2016 • Ferda Kürün Bütün, Genel

  • BİR DÖNEMİN HİKÂYELERİ…

    MÜSLÜMAN KALMAK

    Yazar: Ali Yalçın

     

    Cemil, geçmişinde solculuk olan bir Müslüman olarak ayrıcalıklıydı. Eğer bir insan solcu iken Müslüman olmuşsa, en azından iki farklı dünya görüşünü kıyaslayarak bir tercihte bulunmuştur ve dolayısıyla bu tür bir tecrübesi olmayanlara göre bilinç düzeyi daha yüksektir, şeklindeki ön kabul ile kendiliğinden saygınlığa da sahipti…  Cemil’i diğer arkadaşlarından farklı kılan  birkaç şey sıralamak mümkündü. Bir kere “içerde” Müslüman olmuştu. Yani daha önce bir ideolojisi varken ve bu ideolojiyi dava edindiği için gözaltına alınmışken, dahası duyumlardan anlaşıldığı kadarıyla, çok yoğun işkencelere maruz kalmışken bir öz eleştiri süreci yaşayarak daha iyi, daha mantıklı ve gerekçeleriyle daha sağlam bir dünya görüşünü kendi özgür iradesiyle tercih etmişti. “Müslüman Olmak” öyle herkesin nasibi olamayacak bir yücelikken Cemil bunu çoktan hakketmişti. Bu kadar mı? Tabii ki hayır! Cemil aynı zamanda şizofreni teşhisli bir Müslüman’dı. Müslüman da neticede  insandı ve birçok hastalığa yakalanabilirdi elbette! Şizofrendi, çünkü bu hastalık, ona yapılan işkencelerden geriye kalandı. Continue Reading

    4 Şubat 2016 • Genel

  • SOYLU BUNALIMLAR

    Yazar: Reşat Cengil

     

    Ruhumu anlamak için hazır bir dil yok, denizin etrafındaki bütün kıyılar, bir telaş içindedir her gece! Üvey düşüncelerin dünyasında, hıçkırıklara karışan ince sızılarda; köyümün güneşi kadar sıcak, gecemdeki dolunay kadar eşsiz. Bir zamanlar şu dağların ardı dünyanın sonu gibiydi. Dağları aşsam düşerim sanırdım, dünyanın sonu ne kadar da uzaktı. Şimdi bütün sonlar içimde düğüm düğüm oldu. Mayıs tutmuş ellerimizde, çizgili pijamalar, yırtık postallarla köylü bir güzele bile sevdalanamamış, hiç sevmemiş, sevilmemiş, gece inince vadiye dolan sürülerle yorgun bir geceye hazırdır düşlerim.

    Hayatın tokadını bilemeyen, ama her gün tokat yiyen nemli gözlerle alnıma çizilen bir uçurumdu gözlerim. Perdeleri inince gecenin, bağrında büyüyen düşler gibiydi özlemim. Bir anne feryadı, bir intihar özlemi, yere düşen bakışların içinde, karanlık bir gecedir düşlerim. Continue Reading

    28 Ocak 2016 • Genel

  • BATI KAMERASINDA DOĞU’NUN ROMANTİK OLMAYAN YÜZÜ

    Yazar: Selma Elmas

    Edward Said’e…

     

    Batı kendisi dışında kalan coğrafyalarda, emperyalizm de dâhil olmak üzere girişeceği eylemleri meşrulaştırmak için pek çok araç kullanmaktadır. Postkolonyalizm döneminde bu meşrulaştırma girişimlerinde sanat da önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.  Sinema sektörünün, emperyalizm/sömürgecilik faaliyetlerinin fikir alt yapısını oluşturmada verdiği gizli ve açık mesajların anlaşılabilmesi için çeşitli filmleri inceleyerek ve bu filmlerdeki postkolonyal teorinin öğelerini irdelemek yerinde olacaktır.

    Delta Harekatı (The Delta Force- 1986) teröristlerin peşine düşen Amerikalı askerleri konu edinmekte; Kritik Karar  (Executıve Decısıon -1996) filmi, Amerikan ordusundan bir grubun hava korsanlarının ele geçirdiği bir uçağa fark edilmeden girip bombalı teröristleri yakalayarak yolcuları kurtarmalarını hikaye etmektedir.Dünya Ticaret Merkezi ( World Trade Center-2006) filmi ise,teröristlerin ülkeye verdiği zararla birlikte bireylerde oluşturduğu hayal kırıklığı, korku, kaygı, psikolojik rahatsızlıklar gibi unsurları gündeme getirmekte, böylece Müslüman terörist imajı da pekiştirilmektedir. Böylece önceleri hakim olan mistik, gizemli, egzotik, Doğu algılayışı yerini terörist, korkulan, istenmeyen düşman algılayışına bırakmaktadır. Continue Reading

    28 Ocak 2016 • Genel

  • MUHAFAZAKAR KÜLTÜR OLUR MU

    Yazar: Halil İbrahim Yenigün

    “Muhafazakâr kültür” kimimize oksimoron bir ifade görünürken, kimimiz için ise muhafazakârlar ülkenin (millî) kültürünün hamiliği vasfını taşıyor. Bu minvalde Türkiye’nin paralel toplumlara bölünmüşlüğünün kendini en çok kültür savaşlarında gösterdiğini söylemek de çok abartılı bir iddia olmasa gerektir. Gerçekten de birçok politika sorununda çok-kutuplu, çok parçalı bir yapı arz eden ülkemiz, edebiyat ve sanat konularında geçmişi Cumhuriyetin çok daha erken yıllarına kadar götürülebilecek bir ayrışmanın mecrasında biteviye akmışa benziyor. Kritik dönüm noktalarında teşekkül eden yapı ve örüntülerin süreğenliği yer yer ve dönem dönem başka coğrafyalarda da görülebilecek olsa da belli istisnalar haricinde sağ-muhafazakârlar ile her türlü fraksiyonlarıyla solun Türkiye’de Soğuk Savaşı özellikle edebiyat ve sanatta kıyasıya sürdürüyor olması izaha değer bir durum olma niteliğini koruyor. Bununla birlikte muhafazakârlığın tepeden bütün kesifliğiyle toplumun bütün menfezlerine nüfuz ettiği bir vasatta kültürle kurduğu ilişki her lâhzasında yeniden değerlendirmeyi de gerektiriyor ve kimi noktalarda da teorik tartışmaları icbar ediyor. Sözgelimi siyasal iktidarların muhafazakârların hükmü altına girdiği durumlarda muhafazakârlığın özgün karakteri kültür politikalarına nasıl akseder? Muhafazakârın yeni makbul vatandaş hâline geldiği bir kültürel iklim, kültürel üretimde ne gibi yeni dinamikler ortaya çıkarmıştır? Continue Reading

    16 Eylül 2015 • Genel

  • TASAVVUF

    Yazar: Semra Kürün

    Son zamanlarda kimi Müslümanların İslâm’la tasavvufu bir kefede değerlendirdiklerini, kurtuluşun İslam ve tasavvufta, ‘İslam tasavvufu’nda olduğunu dile getirdiklerini duyuyor ve görüyoruz. Kur’ân’da adı geçmemesine, asr-ı saadette olmamasına, sünnette zikredilmemesine rağmen insanları bu kadar etkisi altına alan tasavvuf nedir? Nasıl bir etki alanına sahiptir ki birçoklarını ‘tasavvufsuz İslâm olmaz’ kanaatine bile vardırmaktadır. Evet, her dönemde olduğu gibi modern çağda da tasavvuf birçok insanı etkilemekte… Peki, nedir tasavvuf? İslâm’a paralel bir dîn haline gelmiş olan tasavvufu tanıyalım.

    İslâm ansiklopedine baktığımızda tasavvufun: “İslâm’da ruhî ve manevi boyutu öne çıkaran, dînî hayat ve düşünce biçimine verilen ad” diye tanımlandığını görüyoruz. Oysa biz İslâm’ın, hayatı maddi ve manevi diye ikiye ayırmadığını, insanı bir bütün kabul edip her yönüyle onu terbiye etmeyi hedeflediğini biliyoruz. Continue Reading

    16 Eylül 2015 • Semra Kürün Çekmegil

  • MODERN TÜRKİYE YA DA UYDURULMUŞ KÜLTÜRÜN MAĞDURLARI

    Yazar: Nurettin Özcan

    Toplumumuzun kültürel yapısı üzerinde, yâni bizim bugünkü algılama ve davranış hallerimizi belirleyen ruhsal dokumuz ve fikrî bünyemiz üzerinde kısa bir mütalaâ yapalım istedik. Yâni kendi değişim maceramızı geçmişteki ve bugünkü hâliyle ama tarafsız nazarlarla gözleyelim dedik. Kendimizi tanımlarken görmeyi arzuladığımız şahsiyet dokusu gerçekten bize mi âittir? Ya da bütünü ile kendimiz olduğumuzu mu vehmediyoruz? Bu ayrımı yaparken ölçütleri duygusallıktan uzak ve rasyonel bir akılla ortaya koymamız gerekmektedir. Biz şunu biliyoruz ki, kültür dediğimiz ve bizi yoğurup biçimlendiren olgu;hayatı, olayları, kişileri, toplumsal değişimleri nasıl algılamamız gerektiğinin bütün şemalarını önümüze koyan ve şahsiyet, kimlik, yâni bütün varlık mâceramızı da aynı mânâda inşa eden oldukça derin bir potansiyeldir. Yani bir toplumun kültürel yapısı dediğimizde, o ülkenin enformasyon ağından, güzel sanatlarından, eğitim politikasından, dış siyasetinden, sivil toplum örgütlerinden, IMF ile Dünya Bankasıyla olan ilişkilerine kadar daha pek çok şeyle ilişkilerinden bahsedeceğiz demektir. Continue Reading

    2 Eylül 2015 • Genel

  • AMA BEN GÖREN BİRİYDİM

    Yazar: Ferda Bütün

    “Kim ki Beni anmaktan yüz çevirirse, bilsin ki onun dar bir hayat alanı olacaktır ve Kıyamet Günü onu kör olarak kaldıracağız. [Böyle biri, Kıyamet Günü’nde:] “Rabbim, ben gören biriyken beni niçin kör olarak kaldırdın?” diye soracak. [Allah da ona:] “Şunun için” diye cevap verecek, “sana mesajlarımız gelmişti de sen onları gözardı etmiştin ve bugün de aynen öyle gözardı edileceksin!” (Tâhâ/124)

    Allah’tan yüz çevirmek de ne demek! Kim buna cesaret edebilir? Ama gel gör ki bu kör cesarette bulunanlar var. Malumat olarak Allah bilgisine sahip olsa da, yaşam biçimi olarak Allah’ın verdiği biçimden uzak yaşayanlar var. Göz göre göre bu gerçeği unutanları vahim sonuçlar bekliyor.

    Vahim ve hazin sonuç kimlerin başına geliyor. Continue Reading

    2 Eylül 2015 • Genel

baymak servisiistanbul beyaz eşya servisi beyaz eşya servisiklima servisi vizyondaki filmlersanta sophiabakırköy playstation cafe bayrampaşa web tasarımdemirdöküm servisdemirdöküm servisiferroli servisprotherm servisibaymak servisibaymak servisiferroli servisiprotherm servisiprotherm servisiferroli servisidemirdöküm servisidemirdöküm servisbaymak servisbeko kombi servisiarçelik kombi servisklima serviskombi servisdemirdöküm servisbaymak servisvaillant servisprotherm servisiumresu kaçağı tespitisu kaçağı bulmasu kaçağı tespitikadıköy ikinci el eşyaaçık parfüm