“…kula kul olmaktan tek İlaha kulluğa,
dünyanın darlığından ahiretin genişliğine ve bâtıl dinlerin zulmünden
İslâm’ın adaletine… ”
Bu netlikte bir zihin, bir dil ve yaşam. Hatta bir çağrı…
Değilse, gerisi kekemelik…
Kekemeliği sadece dildeki bir kusur mu sanırsın sen!
Kalpteki bir kusurdur o!
Bir güven kayması… Güven yanılsaması… ‘Yanlış zihin’…
Yanlış bir hesap…
Yanlış bir endişe ve kaygı.
Allah’a iman etmek, güvende olmak demektir oysa.
Konuşacak ve söyleyecek olanın sadece O’nun razı olacağını dillendirmesi… Yaşayacak ve siyaset eyleyecekse de… Tasdik edecek kişi için tek bir İlah’ın varlığı ve verdiği güven yetmez mi?..
İşte bizim bahsettiğimiz kekemelik zihinde, kalpte başlayan kekemelik. Zira zihinde, kalpte büyür ve dile, davranışa ve eylemeye yansır.
Tevhid diyedursun dilimiz, tevhid eylemez, eyleyemez toplumsalımız, siyasetimiz…










Henüz değerlendirme yapılmadı.