Hukuku konuşmak ahlâk temelli bir ontoloji üzerinde düşünmekle başlar. İnsanı hem hemcinsleriyle hem tabiatla hem de yaratıcıyla uyum içinde yaşatmayı amaçlayan, insanı ahlâk eksenli bir evren ve yaşam düzeninin önemli ve belki de en değerli bir bileşeni olarak görmek… Hukukun, kanun maddesinden önce, kalbe ve vicdana yönelen bir dünya tasarımının
‘ürünü’ olacağının farkında olmakla yola koyulmak…
Evrendeki her şey Allah’ın koyduğu bir düzen ve dengeye tâbidir. Her şey birbiriyle irtibatlı, bir ilişki ve bütünlük içerisindedir. Güneşin doğup batmasından, bitkilerin ve mevsimlerin oluş ve bitişlerine kadar… Buna kozmik denge diyebiliriz. İslam’daki Tevhid ilkesi, işte bu kozmik denge ve bu denge içerisinde insanın içsel ve dışsal bütünlüğünün temini ve bunlarla barışık yaşamasını sağlayan buyruklar bütünüdür. İşte Kur’an da insana bu bütünün, kozmik bütünün içerisindeki yeri dikkate alınarak seslenilmiştir.
İnsanın bilimsel tüm çabası, ilgilendiği parçanın veya alanın, bu aşkın kozmik bütün içerisindeki yeri ve bununla olan irtibatına dair taşıdığı meraktan ileri gelmektedir. Ona hükmetme, buyruklar yağdırma, söz geçirme değil; bütünü anlamaya çalışma, ona ayak uydurma ve bu bütüne uygun olarak şekil verme, hizmete sunma çabasıdır. ‘Allah’ın yeryüzünü insanın hizmetine sunması, insana musahhar kılması’ onu keyfe keder kullanması değil; bütünle uyumlu ihtiyacına göre tanzim etmesidir. Kibirli insan bunu ne kadar da kötü anladı!
İşte tevhid, aşkın bütünü bize gösteren anlam haritasıdır. Bu minvalde hukuk, devletlerin toplumları kontrol etme aracı değil; ‘bütüne aykırı davranan, kozmik düzeni bozan, huzursuzluk çıkaranlara suçunu gösterme veya görene dek tecrid etme veya ceza görmesini sağlama sürecidir.
Hukuk, bir yanıyla teknik daha ziyade kozmik temeli olan zihinsel bir çabadır. İçerisinde ahlâkçıların, biyologların, toplum bilimcilerin, hukukçuların (kanun adamlarının), ilim ehlinin (âlimlerin), siyasetçilerin olduğu bütünsel bir çaba ve bu çabanın ürünü… Nezdimizde hukuk, meşruiyetini, bahsetmeye çalıştığımız kozmik bütünle uyumlu yapısından alır. Yani ‘tevhid’e olan sadakatinden…




