Farklı inançlardan farklı ideolojilere, farklı coğrafyalara hemen herkesin üzerinden ittifak ettiği bir konu: ‘Eğitim kesinlikle şart’!
Uğruna maddi – manevi birçok kaynağın seferber edildiği bir şeye karşı ‘tabi tabi eğitim şart’ diyerek, bir şey diyormuş gibi yapanlar korosuna mı katılmalıyız; ‘hayır eğitim şart değil’ gibi bir refleks mi vermeliyiz; yoksa ‘İlkinden son sınıfına, sizin şart olduğuna ikna edildiğiniz eğitim başka bir dünyanın propagandasından ibarettir’ diye haykırmalı mıyız?
Şu bir gerçek ki, eğitim denirken ne istendiği konusunda inanılmaz derecede kafa karışıklığı söz konusu. Basit bir tartışma bile bu kafa karışıklığını ifşa etmeye yeter. Talaş olmuş bir yumağı çözmek gibi bir şey. İçeriği ahlakla dolsun, şekli batılı/ modern olsun, örf adetlerimizle de çatışmasın, akılcı eğitim olsun ama hepten de pozitivist olmasın vs… Ortaya karışık, hatta karma karışık. Bir hafızaya sahib olamamanın ne yazık ki ilânı…
Sözü fazla evirip çevirmeden; eleştirel değilse, hakikat arayışını hayata taşımıyorsa, insanı derin düşüncelere ve anlam arayışına, yapılan işte kalite, nitelik ve yaratıcılığa taşımıyorsa; evet, evet eğitim denilen şey bir ‘propaganda’dan ibarettir; insan potansiyelini meşgul etme amaliyesidir.









