Bilgiçlikten Bilgeliğe İsyandan Tâate Bayağılıktan Zevk-i Selîme EĞİTİM : Eylül-Ekim 2019 | Sayı 192

100,00

Farklı inançlardan farklı ideolojilere, farklı coğrafyalara hemen herkesin üzerinden ittifak ettiği bir konu: ‘Eğitim kesinlikle şart’! 

Uğruna maddi – manevi birçok kaynağın seferber edildiği bir şeye karşı ‘tabi tabi eğitim şart’ diyerek, bir şey diyormuş gibi yapanlar korosuna mı katılmalıyız; ‘hayır eğitim şart değil’ gibi bir refleks mi vermeliyiz; yoksa ‘İlkinden son sınıfına, sizin şart olduğuna ikna edildiğiniz eğitim başka bir dünyanın propagandasından ibarettir’ diye haykırmalı mıyız? 

Şu bir gerçek ki, eğitim denirken ne istendiği konusunda inanılmaz derecede kafa karışıklığı söz konusu. Basit bir tartışma bile bu kafa karışıklığını ifşa etmeye yeter. Talaş olmuş bir yumağı çözmek gibi bir şey. İçeriği ahlakla dolsun, şekli batılı/ modern olsun, örf adetlerimizle de çatışmasın, akılcı eğitim olsun ama hepten de pozitivist olmasın vs… Ortaya karışık, hatta karma karışık. Bir hafızaya sahib olamamanın ne yazık ki ilânı… 

Sözü fazla evirip çevirmeden; eleştirel değilse, hakikat arayışını hayata taşımıyorsa, insanı derin düşüncelere ve anlam arayışına, yapılan işte kalite, nitelik ve yaratıcılığa taşımıyorsa; evet, evet eğitim denilen şey bir ‘propaganda’dan ibarettir; insan potansiyelini meşgul etme amaliyesidir. 

İşte böyle durumlarda eğitim tercih edilen değil maruz kalınan bir şeydir. Zihninizi karıştırmamışızdır umarım. Bir cümleyle izah edelim: İnsan bilip, tanıyıp ve iradesiyle seçtiğine ‘tercih’ denir; fakat ikna edilip tercih hakkı olmayan şeye maruz kalır. Yani mecbur… Fakat bu noktada ‘tercih imal edilir’ yani maruz ve mecbur kaldığı şey hakkında ‘tercih etmiş’ hissi uyandırılır. Devlet okulunu mu tercih edersiniz, özel okulu mu, koleji mi? Farklılık çocuklarımızın olmak istediği şeyde değil, hangi kurumla olup-olamayacağındadır. Şimdir bir daha soralım: Eğitim diyen insan, toplum veya inanç ne istiyor, nasıl istiyor ve tercih ettiği nedir?

Sorgulamayan eğitim bizden değildir. İçerisinde düşünmede derinleşme olmayan; olgunlaşmaya taşımayan; kendinden yüce bir makam karşısında acziyetini fark ettirmeyen; mahcub bir acziyetle o yüce vârediciyi tanıma, tüm vâredilenleri anlama ve keşif gayretine sevk etmeyen eğitime biz “eğitimimiz” demiyoruz. 

Kitâb-ı Kerimimizin birbirine yakın anlamlarıyla yüzlerce ayetinde geçen tefekkür, tedebbür, taakkul, teemmül vb..’le ilgili ayetleri dinin bir kanunlar manzumesi olmadığı ve yaratılanlar üzerinde derin bakış, hikemî bir kavrayış, şümullu bir algılayış olduğunu hatırlatır biz insanlık ailesine. Ve bunların başlı başına bir ibadet olduğunu dile getirir. 

Bizim eğitimimiz, ilim/ bilgiyle nereden gelirse gelsin onunla temas kurmayı, onu kendi tefekkür ve tedebbür dünyasında bir yoruma tâbi tutmayı öğretir. El-bedî olarak yalnızca Allah’ı bilip insan’a da algılayışı ve kainat ayetlerinin elverdiği ölçüde yaratabilme kudreti verir bizim eğitimimiz. Propagandist değil delil ve hüccet üzeredir eğitimimiz. İlim, fikir ve karşılaştığı ve keşfettiği her ayet karşısında şükür secdesine varmayı kazandırır. 

Propagandist eğitimse uluscudur, tekelcidir, dokunulmaz kişi veya konuşulmaz kabulleri dolayısıyla putperesttir. Bu tip eğitim köksüzdür, yüzeyselliği ve köksüzlüğü dolayısıyla da baskıcıdır. Fikrin değil ses tonunun gölgesinde vârolur ancak. Bizim eğitimimiz köklerini, soru soran ‘bana kendini göster’ diyen Nebi’den; ‘insanlar nasıl yaratılır, bana göster’ diyen rasullerden alır. Bizim eğitimimizde iman kıpır kıpır, her daim hareketlidir. 

Değerli Nida okurları, bu konu ve başlıklara dair bazı sorularımız ve sorgulamalarımıza dahil etmek istiyoruz sizi de. Arzumuz hakikatin yolcusu olmak ve hep birlikte olmaya davet etmektir. Umarız birkaç sorgulamaya kapı aralamış oluruz. 

Selametle kalınız… 

Stok kodu: Yok Kategoriler: Etiketler:
Updating
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.