Sömürgeci Zihniyetin Kurduğu Dünyadan Ayrışma Vaktidir; Onunla Yarışmanın Değil! : Temmuz-Eylül 2025 | Sayı 220

250,00

7 Ekim’den bu yana Gazze’de soykırım sürüyor. Soykırım yapılırken toplumları ve devletleri ilgisizler, tepkisizler ve
gücü oranında tepki verenler olmak üzere üç sınıfta tanıyabiliriz. Tepkiliymiş gibi davranıp da tüm tepkisi kınamaktan
öteye geçmeyenler de tepkisizler sınıfında. Her kavram için yapılması gerektiği gibi sömürgecilik kavramı da tarihsel
seyri içerisinde ele alındığında bugün Gazze’de yaşananların, ‘sömürgeciliğin’ en kaba ve barbar halinin bir ürünü
olduğu görülecektir. Tarihi, ‘ilerleyen’, ‘gelişen’ ve kendi içerisinde sürekli tekâmül (olgunlaşma, ilerleme ve kemale
erme) doğrultusunda izah etmeye çalışan perspektif bugün olup bitenleri nasıl açıklayacaktır? Yapay zekâyı ve insan-
sız hava oyuncaklarını buldu diye insan ve insan aklının kıymetine bunlar üzerinden mi değer biçmeye çalışacaktır?
Hayır, hayır!

Sömürgeci aklın ve zihniyetin inşa ettiği bu dünyadan ayrışmanın tam vaktidir; onunla yarışmanın zamanı değil!
Habil’in ‘ben sana el kaldırmayacağım’ demesi ‘gel beni öldür’ demek değil; ‘sen kendi bildiğin yol ve yöntemle devam
et; ben senin çirkin yöntemine başvurmayacağım’ demek şeklinde anlaşılmalıdır.

Sömürgeci zihniyet kendini, sömürdüğü ülkelerin kendi ellerinde sürdürülebilir kılmıştır. Kendisine sömürgeci diyeme-
yeceğimiz toplum ve devletlere ‘reflekslerini’ devretmiş, miras bırakmıştır. Bu toplum ve devletler de sömürgeciliği
‘dinlerine, inançlarına, vicdanlarına’ bedel üstlenmişlerdir. Sömürgeci artık uzakta değil; sömürgeleştirilen toplumla-
rın içinde hayat bulmuştur. Coğrafyalarımızdan stratejik olarak çekilse de şahs-ı manevisini devrederek çekildiği bi-
linmelidir. Peki, bunu bilmenin önemi nedir? Nereden başlayacağımızı bilmek açısından önemlidir tabii. Sömürgecinin
dilimizde hayat bulabileceği ihtimaline karşı… Zihnimizde, bakışımızda, niyetimizde, umudumuzda, ümitsizliğimizde,
çaremizde ve çaresizliğimizde sömürgeci zihnin pusuya yatmış olabilme ihtimaline karşı müteyakkız halimizi koru-
malıyız. Bazen bir sömürgeci kadar kaba, gaddar ve vicdansız olabileceğimizi bilmek açısından kıymetlidir. Sömürgeci
zihniyetinde olduğu gibi insana, insana dair değerlere ve arza/yeryüzüne putlaştırılmış ekonomik dünya görüşü üze-
rinden bakan bir ‘erime ve çürüme’ ihtimalinden uzaklaşabilmek için reflekslerimize hâkim olabilmeliyiz.
Sömürgecilik, bir başka dünya düşleyemememizdedir.

‘Ne yapabiliriz ki?’ deyişimizdedir.

Nereden ve nasıl doğrulacağımızı bilemeyişimizde kuluçkalanmaktadır sömürgecilik.

İradesizliğin bu kadar normalleşip vicdanların umarsızlaştığı, insanlık düşmanlarının ve ifsatçılarının bir karabasan,
bir kabus gibi insanlığın üstüne çöktüğü bir vasatta nasıl bir duyarlılık ve hissiyat, nasıl bir öfke, nasıl bir çaba ve nasıl
bir bilinç toplar bizi? Büyük çıkışlar çaresizliğin rahminde büyür. Gazze’deki soykırım karşısındaki çaresizlik yeteri ka-
dar büyük bir çaresizlik ve iradesizlik değil mi? Sağduyudan yoksun kınamalar ve vicdanları dahi harekete geçirmeyen
nutuklar hangi ahlâki değerle buluşup ‘bize yakışacak bir dik duruşa’ dönüşebilir.
Gazze’de yaşananlar, İslam’ı insanlığın yaşadığı sorunlara vaziyet edecek bir din olarak gören, insana ve dünyaya
anlam kazandıracak yegâne din olduğuna inananlara bir şey göstermiştir. Hikâyemizde, Müslüman yoğunluklu nüfus
coğrafyalarının hikâyelerinde bazı yerler onarılamayacak kadar ‘bozulmuş ve çürümüştür.’ Anlam bütünlüğü bozul-
muştur. Düşünce ve inanç dünyası kırk yamalı bohça gibi kırk yamadan ibarettir ve kırk yarım bir bütün edememek-
tedir. İnsanlığın sorunlarıyla yüzleşebilecek liyakata sahip bir Müslüman olma süreci için ‘hikâyeyi’ yeniden yazmaya
cesaret ve cür’et etmek gerekir.

Siz değerli okurlarımızı NİDA ile baş başa bırakıyoruz. Her bir yazı sizleri derin sorgulamalara sürükleyecek; bazen
çaresiz ve yorgun hissettirecek ama bazı yazılarla istikamet gösterecek ve bu istikamet doğrultusunda yürümeye,
koşmaya ve sorumluluğun büyüklüğünden, bazı hazları es-selam yurduna tehir etmeye çağıracaktır.
Selam, saygı ve hürmetlerimizle sizleri Allah’a emanet ediyoruz.

Henüz değerlendirme yapılmadı.

Değerlendirme yap

“Sömürgeci Zihniyetin Kurduğu Dünyadan Ayrışma Vaktidir; Onunla Yarışmanın Değil! : Temmuz-Eylül 2025 | Sayı 220” için yorum yapan ilk kişi siz olun

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler: Etiketler:
Updating
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.