Filozof sorar: ‘II. Dünya Savaşı’nda toplumlar kandırıldı mı?’ ‘Hayır, kimse kandırılmadı! Toplumların içlerinde varolan faşist eğilimler harekete geçirilmişti; manipüle edildiler denebilir. Her şey bile isteye, farkında olunarak gerçekleşti!’ diye cevap verir.
Manipülasyon, birileri tarafından yazılıp oynanan bir oyun; muhatabını yanıltmak, dikkatini dağıtıp başka yöne çekmek üzere kurgulanan bir düzenektir. En can alıcı yanıysa manipüle etmek istediği kişi veya olaya dair bir arka plan ve yatkınlığı kullanır. Farkındalığı yok eder, dikkati dağıtır, bilinci perdeler ve onun yerine yeni bir kurgu ve algıya çeker kişiyi. Trafikte, seyir halinde iki araba izliyorum. Biri teknik anlamda oldukça donanımlı ve güçlü, bir diğeriyse ona göre fazlasıyla ehven bir araç. İkinci aracımız, kendi halinde giden ‘güçlü ve pahaca yüksek aracı’ arkadan sıkıştırıyor. O da hızını arttırıyor. Diğer araç sağ şeritten önüne geçmeye çalışıyor. Pahaca yüksek aracımız hızını arttırıyor ve önüne geçmesine fırsat vermemeye çalışıyor ve trafikte hata üstüne hata ekleniyor. Bir anda düşünüyorum, bu aracın yönetimi kimde? Her ne kadar araç güçlü de olsa, direksiyon aracın sahibinin elinde de olsa ve hatta gaza basan kendisi de olsa ‘ehven’ araç kontrolü ele geçiriyor. Fakat ‘pahaca değerli’ araç sahibinin içindeki kibre yatkınlık ve kendinden düşük olanı aşağılama eğilimi harekete geçiyor ve araç sahibini manipüle ediyor. Öteki araç, pahaca ve teknik olarak düşük olmasına karşın, araç sahibinin manipülasyon gücü yüksek. Ve o andan itibaren tek bir sürücü, aslında iki aracın da sürücüsü konumunda. Fragmanı burada durduralım. Pahaca yüksek araç yol verse, diğer aracın önünü açsa ve ‘ötekinin’ zaten kendisiyle yarışacak sınıfta bir araç olmadığını bildiği için kendi periyodunu bozmasa manipülasyona kendini kapatmış olacak. Aracının sürücüsü olarak kalacak, güvenle ve sulh u selametle yolunda seyredecek.









Henüz değerlendirme yapılmadı.